Anasayfa Bölüm Bloğu Türkiye UNUTULANLAR DIŞINDA YENİ BİR ŞEY YOK

UNUTULANLAR DIŞINDA YENİ BİR ŞEY YOK

e-Posta Yazdır PDF

 KİTABIN ADI

 UNUTULANLAR DIŞINDA YENİ BİR ŞEY YOK

 KİTABIN YAZARI

 Osman PAMUKOĞLU

 YAYIN EVİ

 Harmoni Yayıncılık

 BASIM YILI

 2003

 

 

 

 

 

 

 

 

 

UNUTULANLAR DIŞINDA YENİ BİR ŞEY YOK

 

Savaşı, O’nun ne olduğunu bilmeyen ve hiç bir zaman ateş altında bulunmayanlar çıkarmış ve sebep olmuşlardır. Savaşın ahlakla ilgili kısmı onu yapan ve yaşayanlarla değil, sebep olanlarla alakalıdır.

           

Bu güne kadar tüm savaşlarda sadece ve sadece anneler kaybetmiştir. Başka hiç kimseye bir şey olmamıştır. Hiç bir sonuç, annenin mezara kadar devam edecek olan yüreğindeki ateşe derman olamaz. Acı çekmeyen ve çekenlerden haberi olmayan acıları dindirmenin yolunu aramaz, arasa da doğru şeklini bulamaz. Savaşla kıyaslandığında diğer insani tüm uğraşlar basit ve sıradan kalır. İnsandaki temel duygu; mutluluk, üzüntü, öfke, korku, şaşkınlık ve tiksinme aynı anda sadece muharebelerde yaşanabilir.

           

Bu kitap,Türkiye’nin en uç köşesi, zamandan, mekandan ve hatta çağından uzak dağların şehri Hakkari’de 1993-1995 yılları arasında geçen 778 günde yaşananları göz önüne serecektir.

           

Niyetleri, amaçları, hedefleri, yürüttükleri strateji ve taktikleri hakkında; kurtuluş bildirisi, kongre kararları ve yazılı dokümanlarıyla, partiye Karkaran Kürdistan / Kürdistan İşçi Partisi (PKK):” Partinin tekniği gerilladır. Siyasi gelişmeleri bu yönlendirecektir. Gerilla gerçeği, parti çekirdeğimizin daha da yoğunlaştırılmış ifadesidir. Sağlam partililer gerillayı geliştirecektir. Savaşı kurmaylık yürütür. Bizde savaş kurmayı partidir.

 

PKK, program, manifesto ve burada dile getirdiği görevlerin altından başarıyla çıkmada, ancak Marksizm’e, Leninizm’e, ve dünya Sosyalist güçlerine inanır.

           

Ama en önemli nokta... Parti ve cephe faaliyetlerinin temelinde gerilla olmasıdır. Burada gerilla cephe ve parti faaliyetlerinin özüdür, ortak noktasıdır. Dolayısıyla bunlar iç içedir.

            Gerilla Botan Bölgesinde ( Hakkari – Şırnak ) oturduktan sonra burada kızıl bölge doğacaktır. Bu ne anlama gelir? Her şeyden önce köyler düşürülecektir.

           

PKK hareketinin ortaya çıkışını kavramak, Kürdistan gerçeğini de kavramak için zorunludur. Halkımız, bin yıllık acı ve öfkesini ulusal bağımsızlık savaşında bir silah olarak düşmana çevirmelidir.

           

Bütün devlet kuruluşları düşmandır. Bütün düzen partileri Kürt Kurtuluş mücadelesinin düşmanıdır. Türk burjuvazisi, kurduğu Cumhuriyet Ordusu ile 1925-1940 yılları arasında Kürdistan’ı güçlü bir askeri işgal harekatına girişmiştir.

           

Türk olmayı sınıf çıkarına daha uygun bulan Türkleşmiş hain Kürtlerden oluşan bu tabaka; Türk burjuvazisinin Kürdistan’daki en önemli sosyal dayanağıdır. Kürdistan Kurtuluş Hareketi bu tabakayı tamamen ortadan kaldıracaktır.

            Kürt uluslaşması ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi ve askeri alanlarda, Türk sömürgeciliğiyle dişe diş bir mücadele vermekten geçiyor.

           

PKK’nın silahlı eylemlere başladığı 15 AĞUSTOS 1984’teki Şemdinli ve Eruh baskınlarında, Şemdinli’de bir subay, bir astsubay ve bir er yaralanmıştır.

           

PKK ile mücadelede Türk Ordusunun ilk subay şehidi 1963 doğumlu, Mustafa Oğlu, Ankara nüfusuna kayıtlı Piyade Üsteğmen Adnan ŞEN’dir. 30 AĞUSTOS 1984’de Hakkari Yüksekova ilçesinin Yürekli yaylasında şehit düşmüştür.

           

Gene Türk Ordusunun ilk toplu şehitleri Hakkari Çukurca ilçesindeki Zap Suyu üzerindeki Sorti Köprüsünde olmuştur. Biri çavuş, sekizi er, dokuz asker şehit düşmüştür, tarih 9 EKİM 1984’tür.

           

PKK’nın Hakkari bölgesinde gücünü ve şiddetini her geçen yıl nasıl arttırdığını göstermesi bakımından ilk baskından itibaren Hakkari’deki şehit asker miktarı; 1984’te 11, 1985’te 12, 1986’da 1, 1987’de 6, 1988’de 1, 1989’da 15, 1990’da 6, 1991’de 71 ve 1992’de 122’dir.

           

Mücadelenin başladığı 1984’den itibaren 1992 dahil 9 yılda, Hakkari’deki şehit sayısı 245 askerdir. 1993-1995 yılları arasında ise 365 subay, astsubay ve asker şehit olmuştur. 804 subay, astsubay ve asker yaralanmıştır. 1993-1995 yılları arasında 601 geçici köy korucusu ve 2 polis şehit düşmüş, 48 geçici köy korucusu ile 1 polis yaralanmıştır. Sonuç olarak 1993-1995 döneminde Hakkari’de 427 şehit verilmiş, 853 yaralanma olmuştur. PKK 1993-1995 yıllarında Hakkari’de 37 vatandaşı öldürmüş, 39 vatandaşı yaralamış,76 vatandaşı da kaçırmıştır.

           

Aynı dönemde PKK, 28 karakola eylem düzenlemiş, 148 kez karakol, üs, kışla, köy ve mezraya ağır ve hafif silahlarla saldırmıştır. Yüzlerce mayına basma ve yol kesme olayı yaşanmıştır. Yüksekova ve Çukurca ilçelerinde iki defa ayaklanma girişiminde bulunmuştur.

           

1993-1995 döneminde Hakkari’de şehit düşen Türk Ordusunun 365 subay, astsubay ve askerlerin illere göre dağılımı şöyledir:

           

15 ve üzerinde şehit veren iller; Adana 30, Konya 24, Sivas 23, Yozgat 20, Tokat 19, Ankara 18, Erzurum 18, İstanbul 18, Kayseri 17, Çorum 15,10-15 şehit veren iller: Kastamonu 14, Hatay 14, Samsun 13, Eskişehir 13, Balıkesir 13, Gaziantep 12, Aydın 12, Ordu 12, İzmir 12, Amasya 11, Çankırı 11, Bolu 11, Kahramanmaraş 11, Manisa 11, Kütahya 11, Ağrı 10, Aksaray 10, Niğde 10. 5-10 şehit veren iller: Malatya 9, Zonguldak 9, Kars 8, Kırıkkale 8, Gümüşhane 8, Karaman 8, Trabzon 7, Sakarya 7, Rize 7, Kırklareli 7, Giresun 7, Bayburt 6, Bursa 6, Elazığ 6, Erzincan 6, Sinop 6, Bilecik 5, Çanakkale 5 , Artvin 5, Isparta 5, Muğla 5, Tekirdağ 5, Tunceli, Siirt ve Bitlis hariç Türkiye’nin diğer tüm illerinde de şehitler olup sayılar 1 ila 4 arasında değişmektedir.

 

            1993 yılının Temmuz ayı başında Hakkari’deki son durum şuydu: Bir tohum 1984 Ağustosunda verimli bir toprağa atılmış, tomurcuk olmuş, fide olmuş toprak altında alabildiğine derinliklere yayılmış haldeydi. Bu kara gövdeli ağacı kollarımızla kucakladık bütün subaylar birbirine “Burada bize ait ne kalmış?” diye sorduklarında, herkes de iyi biliyordu ki bu cevap koskoca bir “hiç” ti. Hakkari’de Ağustos 1993 ile 1995 arasında PKK teşkilatına manevra gücü olarak 1000 – 2000 askerden oluşan 779 harekat, manevra gücü 3000 – 5000 askerden meydana gelen 78 harekat yapıldı. 23 kez 1000 – 5000 askerden oluşan kuvvetlerle Kuzey Irak’taki PKK kamplarına aynı zamanda taarruz edildi.

 

            Coğrafi zorluklar, kötü iklim koşulları, derin kar, şiddetli soğuk ve gece gündüz farkı demeden en kıdemsiz askerden komutanına kadar herkes mecalsiz kalıncaya durmadan, dinlenmeden saldırıldı. Türk askerleri Türk milletinin başı belaya girdiğinde tarih boyunca kanıtladığı fedakarlık, cesaret ve dayanıklılığı bir kez daha doğal haliyle sergiledi. Muharebe sahasında kendisiyle kimsenin mertlik denemesine giremeyeceğini bellekleri zayıf olanlara gösterdi.

            1993 – 1995             yıllarında Hakkari ve Kuzey Irak’ta yapılan muharebe ve çatışmalarda 2256 PKK’lı yok edildi. 202 PKK’lı teslim oldu. 1989 kişi yardım ve yataklıktan yakalandı, 176 sı tutuklandı.

            Aynı tarihler arasında; 1231 piyade tüfeği 91 makineli tüfek, 14 uçaksavar makineli tüfeği, 14 havan topu, 6114 havan mermisi, 193 roketatar silahı, 5054 roketatar roketi, 4081 mayın,729 tahrip kalıbı, 4152 fünye, 1.096.688 hafif silah mermisi, 2.110 ağır silah mermisi, 39 telsiz, 68 dürbün ve 297.040 kilo erzak Hakkari ve Kuzey Irak kamplarında ele geçirilmiştir.

            Bu silah ve mermiler ile mayınların sadece beşte birinin bile harekete geçirilmesi binlerce insanın ölümü demektir.

            1993 Temmuzunda Hakkari’deki askeri güç aşağıdaki birliklerden oluşuyordu:

            Kara Kuvvetlerinin; Dağ ve komando tugayı ve Ege ile Trakya’daki Tugaydan gönderilen beş takviye piyade taburu, ikisi 105 mm’lik biri 155 mm’lik üç obüs bataryası.

            Jandarma Genel Komutanlığı birlikleri ise, ikisi sınır, biri jandarma olmak üzere üç jandarma Alay ve bunları destekleyen bir lojistik Komutanlıktan meydana geliyordu. Bu alaylara bağlı dört sınır taburu ve kırk dört karakol ile Jandarma Komando Bölüğü mevcuttu.

            Dokuz bini Jandarma olmak üzere, Hakkari’de 2000 subay, astsubay, 21000 asker, toplam 23000 kişilik silahlı güç mevcuttu. O dönemde Batıdaki bazı kolorduların sayısı 6-7 bindi.

            Dağ ve Komando Tugayının Karargahı vilayet merkezinin 12 km kuzeyinde 2600 m yükseklikte bulunuyordu. Başyurt adını verdiğimiz bu kışlada Tugayın bir taburu, destek kıtaları ve bağlı bölükleri iskan ediyordu.Diğer üç tabur Van, Yüksekova ve Şemdinli’deydi.

            Van taburu ancak kışın birkaç ay Van’da kalıyor, diğer zamanlar Hakkari’de faaliyet gösteriyordu. Aynı tarihlerde Kürdistan İşçi Partisi (PKK)’nın Beldinan diye isimlendirdiği Hakkari, Kuzey Irak ve İran topraklarını kapsayan bölgelerde faaliyet gösterdikleri mıntıkaları şöyle değerlendirilebilirdi;

            Yüksekova kuzeyi, Mor Dağ, Yüksekova doğusu, İran sınırı ve İran topraklarında Kalareş kampı bölgesinde bir grup,

            Şemdinli Kuzeyi, Doğusu ve İran topraklarında Jermabetkar kampında bir grup.

            Şemdinli Güneyi, Doğusu, İran sınırı ve İran topraklarında Zagras kampı, Irak topraklarında Hakurk kampında bir grup.

            Şemdinli Güneybatısı, Derecik, Balkaya dağları ve Irak topraklarında Bosyan kampında bir grup.

            Hakkari Güneydoğusu, Oraman ( Alandüz ) Irak sınırı ile Irak topraklarında Mezi – Kayaderi ( Avajin ) kampında bir grup.

            Çukurca kuzeyi ve doğusu ile Hakantepe Irak sınırı altındaki Irak topraklarında bir grup.

            Çukurca güneyinde Irak topraklarında Şivi ( Zap ) kampında bir grup.

            Çukurca doğusunda Şırnak İdari sınırına kadar olan bölge ile Irak topraklarında Metiran kampında bir grup.

            Hakkari batısı ile idari sınırı arasındaki Karanlık ( Karto ) dağları arasında bir grup.

            Hakkari kuzeyi – Van sınırında Karadağ bölgesinde bir grup.

            PKK’nın silahlı teşkillerinde grup tabiri kullanılması bunların askeri örgütlenmesinde

taşıdığı büyüklüklerin tarafımızdan tam bilinmemesinden kaynaklanıyordu. Bunun Türkçe’si, zayıf istihbarat demektir.

            Aslında PKK tam gayri nizami harp teşkilatında bulunuyordu. Dağ kadrosu manga, takım, bölük. Tabur savaşçısı örgütlenmesi halindeydi. 1993 Temmuzunda PKK takımları 45-50, bölükleri 110-120 kişi, taburları 240-260 militandan oluşuyordu.

            Hareketli alay dediği savaşçı örgütlenmeyi de yaptı denedi.

            Her kademede komutan, komutan yardımcısı, propaganda görevlisi, maliye sorumlusu, asker alma gibi karargah hizmetlerini yürüten personel mevcuttu. Bu teşekküller dağ komandolarını oluşturan kişilerdi. İl, İlçe ve köylerde siyasal, mali, askere alma, sağlık. İstihbarat faaliyetlerini yürüten dağ kadrosu teşekkülleriyle sürekli temasda olan binlerce milis vardı.

            Kalaşnikof piyade tüfeği, kanas keskin nişancı tüfeği, BILC makineli tüfeği, DOÇHA uçaksavar silahı, 82 mm’lik havan, RPG7 ve RPG2 roketatar ile personel ve tank mayınları PKK’nın esas ana silahlarıydı.

Gayri nizami harp yerkürenin neresinde bu güne kadar nasıl yapılmışsa PKK’ya da o öğretilmiş, böyle eğitilmişlerdir. Bizim bunlara terörist, eşkıya, bölücü veya başka bir şey dememiz eylemlerini farklı hale getirmeyecektir.

Hasmınızı iyi tanıyamaz, teşhis edemezseniz ne gücünü ne de taktiklerini kestiremezseniz sonuçta da kendinizin nasıl örgütlenmenizi ve nasıl savaşılması gerektiğini çıkaramazsınız. Birlikleri ve araziyi gördükten sonra ilk tespit ettiğim en önemli meseleler şunlardır;

Jandarma karakollarının hemen hemen hepsi hiçbir askeri düşünce dikkate alınmadan kaçakçılık yollarını kapatacak gibi inşa edilmişti. Binalar çukurların vadelin göçük alanlarının dibindeydi. Özel bir taarruz düzenlemeye hiç gerek yoktu. Roketatarları omuzlarında iki militan gelip bir roket atsalar, şansları iyi giderse bununla bile iyi savaşlar alabilirlerdi.

Bütün birlikler Komando, Piyade, Jandarma savunma tedbiri almış durumdaydılar.Tabur ve bölük büyüklüğünde 60 ayrı kışla,üs,mevki ve karakol kendi bulunduğu mekanda kendisini koruyordu.Gerçekte ise koruyamıyordu.

19 Temmuz saat 02:00 da Şemdinli’nin Durak Jandarma Karakolu bölgesinde arazide konvoylaşmış olan 4 ncü dağ ve komanda taburunun İran sınırı istikametinde çevre emniyeti için mevzilenen timinin PKK’nın saldırdığı haberi geldi.Ne olup bittiği tam anlaşılıncaya kadar sabah oldu gün ağarırken bölgeye gittik 4 Şehit biri subay olmak üzere 6 yaralı vardı.Tabur komutanı P. Bnb. Atakan göz yaşlarına hakim olamıyordu.Taburun bir uçak savar makineli tüfeği ile bir tank savar topuda PKK’lılar tarafından götürülmüştü.

29 EYLÜL 1992 gecesi PKK, yıllarca “Bir avuç özgür vatan” dedikleri Şemdinli’nin Derecik bölgesinde bulunan jandarma karakoluna ağır silahlar desteğinde 620 militandan oluşan bir kuvvetle taarruz etti.O gece Bnb. Atakan’da bir dağ ve komando bölüğü ile bu karakolda bulunuyordu.PKK ile mücadele tarihinde ilk kez böyle bir gücün bir noktaya toplandığı görülmüştür.

Derecik olayı bu bölgede işlerin nereye geldiğinin açık bir göstergesidir.Derecik karakoluna saldıran 620 militandan 202 si yok edilmiştir.PKK’nın büyük bir hezimetiyle biten bu saldırısını Nizamettin TAŞ yönetmiştir.

İkiyaka dağları harekatı ile Yüksek ova silahlı kalkışmasına ait basına çıkan ve halkın bilgisine sunulan haber ve değerlendirmeler:

16 AĞUSTOS 1993 Hürriyet 1 nci sayfa başlıktan:

“250 PKK’lı ölü, PKK’ya yurt içinde en ağır darbe örgütün 10 ncu yılına girdiği gün indirildi.Hakkari’nin Buzul Dağı kampında bulunan 250 kadar terörist öldü Yüksekova ve Şemdinli, arasındaki yüksek dağlarında cehennem üçgeni 350-400 PKK’lı terörist kuşatıldı.

17 AĞUSTOS 1993 Milliyet birinci sayfa başlıktan

“Yüzlerce ölü,400 PKK’lı çemberde İran’dan Türkiye’ye sızarak Hakkari’nin Yüksekova ilçesi Buzul Dağlarındaki sarp kayalıklarla çevrili bölgede kamp kuran ve 15 AĞUSTOS nedeni ile eylem hazırlığı içinde olan yaklaşık 400 PKK’lı kuşatıldı.Çatışmalar sürüyor.

20 AĞUSTOS 1993 Tercüman:

“PKK 16 günde 400 ölü verdi.15 AĞUSTOS’da 10 ncu eylem yılını kutlamak için Yüksekova ve Şemdinli bölgesinde “Büyük eylem” hazırlığında iken “Büyük tokat ”yedi”.

EKİM 1993 deki önemli durumlar:

1EKİM saat 21:15’de Yüksekova ilçesinde birinci dağ ve komando taburunun kışlasına silahlı saldırı yapıldı tabur kışlasındaydı ve hazırlıklıydı.Saldırıyı yapanlar pişman olacak zamanı bile bulamadılar.Milliyet gazetesinin haberi:”Yüksekova göç ediyor.Son bir haftada iki kez baskına uğrayan Hakkari’nin Yüksekova ilçesinden göç başladı.48,500 nüfuslu ilçenin yarısı göç etti.4 EKİM saat 21:30’da Hakkari merkez Taş bağlı köyüne silahlı saldırı yapıldı,8 korucu yaralandı.11 EKİM saat 10:30’da Yüksekova kısıklı jandarma karakolu saldırıya uğradı.Aynı gün karakola gitmekte olan jandarma araçlarına pusu kuruldu.1Yarbay ve bir Binbaşı yaralandı.24 EKİM saat 05:15’de Çukurca jandarma sınır alay kışlasının emniyet timine saldırıldı.Bir asker şehit oldu.

Yüksekova ve Şemdinli’den sonra sıra Çukurca bölgesine gelmişti.Bu bölgede yurt içindede sık sık yer değiştiren bazı gruplar olmasına rağmen esas tehlike Kuzey Iraktan geliyordu. Kasım ortalarında Hakkari’nin tamamı kar altındaydı. Aynı tarihlerde PKK İran’daki Kalareş, Jermo-Befkar, Zagros; Irak’taki Hakurk, Basyan, Mezi-Kayaderi, Zap ve Metiran kamplarında kışlık düzene geçmiş görünüyordu.

Yurt içinde artık, İkiyaka Dağları ve Balkaya Dağlarında kışlık kamp işletemiyordu. Fakat Hakkari merkezinin 30 km güneyindeki Alandüz ( Oramar ) ile gene Hakkari merkezinin 20 km doğusunda Karanlık dağda iki kışlık kampının olduğu yapılan keşifler ve şimdi daha iyi çalışan istihbarat akışından anlaşılıyordu.

PKK ile hassas dinleme kaynak çıkışlı bir mesaj aldık. Baton eyaleti Behdinan bölgesi ( Hakkari ) sorumlu Suriye’li Topal Nasır’ın bölücü örgüt liderine verdiği 10 KASIM 1993 tarihli dönem raporuydu.

1.      T.C.’nin çok önem verdiği bir alanda bulunuyoruz.

2.      T.C. bu yaz onlara çok yüklendi.

3.      Hedef bulmakta güçlük çekiyoruz.

4.      T.C. ‘nin onlar üzerinde baskısı arttıkça halk yöreyi terk etmeye başladı.

5.      Bölge için önderliğin merkezden verdiği hedefler çoğunlukla gerçekçi değil.

6.      Kayıpların yerine gönderilen elemanlar yetersiz, büyük kısmı hastalıklı.

Sıra Hakkari il merkezinin 20 km doğusundaki Buzul – Günbaşı, İzme-Töre dağları

arasında kalan Alandüz PKK kampına gelmişti. Burası şimdi, vilayet içindeki taarruz edeceğimiz son kamptı.

            PKK’nın yurtiçindeki en büyük kamplarından olan Oromar’da yıllardır, kesintisiz. güven içinde faaliyetlerini sürdürmesi akıl almaz bir durumdu. PKK grupları buradaydı. Daha ilk uçuşta kendilerini kaya ve kar sığınağına sakladıkları zaman, iki gözetleme noktasındaki militanların ayak izlerine dürbün kullanmadan tespit etmiştim. Genel yerleri konusunda zaten şüphe yoktu, ama militan sayısına net bir şey söylenemezdi. Değerlendirmemiz 250-300 kişi olduğu yönündeydi.

            27/28 OCAK 1994 gecesi 2000 komando mevcut geçit ve boğazlardan 1500 komandoda 28 OCAK’ta havanın aydınlanmasıyla Oramar’a girmeye ve inmeye başladılar. Aynı saatte 23 ayrı kesimdeki tepelere dağ topları, havanlar, çok namlulu roketatarlar ile uçaksavarlar bunların emniyetini sağlayarak komando timleri ile beraber indirildi. Bölgenin doğu ve batı ucunda bulunan Demirli ve Çevrecik köyleri üzerine ilk helikopter geldiğinde yerden ateş açıldı. Yere atılmayan timler ve kobraların atışlarıyla bu bölgedeki PKK militanları bölgenin güneyine kaçtılar, kaçamayanlar ise iki taraftan yaklaşan bölüklerin arasında kalıp yok edildiler.

            Askerlerin ailelerine girdikleri muharebe ve çatışmalarda bireysel olarak gösterdikleri cesaret ve kahramanlıkları anlatan yazıların gönderilmesi, onların anne ve baba olarak oğullarıyla iftihar etmelerini ve mutlu olmalarını sağladı. Çocuklarıyla ilgili endişelerini azalttı.

            Şehit ve gazilerin ailelerinden yardıma gönderdikleri yüzlerce mektuptan bazıları şunlardır:

            “Göndermiş olduğunuz oğlum Abdülkadir TUĞ’a ait belgenizi aldım. Çok memnun oldum. Bir şehit ailesi olarak duygularımızı ifade etmek çok zor. Bu askerliğin tabiatında var olan bir olaydır. Bundan kaçınılmaz. Allah’ın takdiridir. Abdülkadir’in ne kadar cesaretli ve mangal kadar yüreği, aslan gibi kuvvetli olduğunun aile olarak bizde bilincindeydik. Görevinde de yaralı olmasına rağmen silahını elinden bırakmayıp, yiğitliğini kanıtlamış ve layık olduğu şehitlik mertebesine ulaşmıştır. Paşam, beş oğlum ve ben, gel de; canı gönülden hazırız. Saygılarımla.”

                        Fikret TUĞ

                        Yerköy/YOZGAT

Nisan 1994’te PKK’nın bölgede; karakollara, köylere uzaktan ateş açma, adam kaçırma gibi, varlığını göstermeye yönelik altı eylemi oldu. Dört vatandaş kaçırıldı. Askerler ve PKK’lar tarafından dört ayrı çatışmada yedi PKK’lı öldürüldü.

15/16 MAYIS 1994 gecesi Dağ Komando Tugayı Kato Dağını kuşattı.Muharebe 7-8 saatte bitti.Bölgede 5 gün kalındı.79 PKK’lı yok edildi.

1 nci Dağ Komando Taburu  21 MAYIS’ta Yüksekova KUZEYİNDE Mordağda bir PKK grubunun dolaştığı ihbarını aldı.21/22 MAYIS gecesi PKK gurubu emniyetini bile almamış halde uyurken yakalandı ve 27 militandan oluşan grubun tamamı yok edildi.

PKK’nın Parti Merkez Okulunda bir grup ARGK komutanı ve yöneticisi tarafından hazırlanan “Savaş ve Ordu Kılavuzu” isimli 490 sayfalık kitapta ;1993-1995 yılları arasında düştükleri durumun sebep ve sonuçları ele alınmaktadır.Bostan-Behidiran da nasıl olup ta yılların kazançlarının hepsini kaybedip,tasfiye edilecek hale geldikleri,operasyonlardan örneklerde verilerek,bir çok bölümde yer almaktadır.Mordağ operasyonundaki lider ve grubun gafleti açıklı bir şekilde anlatılan örnekler arasındadır.

20 MAYIS 1995 günü öğleden önce 2.Ordu Komutanının emrinde Dağ ve Komando Tugayının Sancağını Tuncay Paşa’ya teslim ettim ve “İsimleriyle Güneşi Yükseltenler” anıtının açılışını yaptık.Açılıştan önce,Anıt ziyaret defterinin ilk sayfasındaki metni,devir teslim töreninde bulunanlara okudum.

“Bu anıt, şehit Türk Askerleriyle onların ‘Vatan Sağ olsun” diyerek Türk milletinin yüksek asaletini gösteren anne ve babalarının huzurunda sonsuza dek saygı durusunda bulunulması amaçlanmaktadır.

Neden “İsimleriyle Güneşi Yükseltenler” tamamını kullandığımızı da anlatayım.

Anıt formuyla, şehitlerimizi ruhlarının göğe yükselişinin sembolik anlamda yansıtır. Ziyaretçilere bu hissi yaşatarak, duygu ve düşüncelerini vatan için canını veren şehitlerimize yoğunlaştırıp milleti bütünleştirici görevini mimari yapısı ile üstlenir. 11 metre yükseklikte iki ana kolon anıtı kavrayarak şehitlerimizin isimleriyle yükselerek ruhlarının göğe ulaşmasını ifade eder. Tepede ulaşılan alanda şehit isimleri ile birlikte ışınsal açıdan kollarla ufuktan yükselmekte olan güneş tasvir edilmiştir.

 

 

                                                           SELAM OLSUN

 

                                               Selam olsun bizden güzel dünyaya

                                               Bahçelerde hala güller açar mı?

                                               Selam olsun sonsuz güneşe,aya

                                               Işıklar,gölgeler suda oynar mı?

                                              

 

Hepsi güzeldi kar,tipi,fırtına

                                               Günlerin geçişi ardı ardına

                                               Hasretsiz bir kanat şakırtısına

                                               Mavi gökte kuşlar yine uçar mı?

 

                                               Uzak,çok uzağız şimdi ışıklar,

                                               Çocuk sesinden ,gül ve sarmaşıktan,

                                               Dönmeyen gemiler olduk açıktan

Adımızı soran,arayan var mı?

 

                                                                                              Ahmet Hamdi TANPINAR