Anasayfa Bölüm Bloğu İnsan ve Toplum KEŞKESİZ BİR HAYAT İÇİN ” İLETİŞİM DONANIMLARI ”

KEŞKESİZ BİR HAYAT İÇİN ” İLETİŞİM DONANIMLARI ”

e-Posta Yazdır PDF

KİTABIN ADI                        :KEŞKESİZ BİR HAYAT İÇİN ” İLETİŞİM DONANIMLARI ”

 

 

YAZARI                                :DOĞAN CÜCELOĞLU

 

 

ÇEVİREN                             :

 

 

YAYINEVİ                            :REMZİ KİTAP EVİ

 

 

BASIM TARİHİ                     : KASIM 2002 ONUNCU BASIM

 

 

DİLİ                                        : TÜRKÇE

 

 

İSBN                                      : 975-14-0886-5

 

 

SAYFA SAYISI                    : 199 SAYFA

 

 

KİTABIN FİYATI                  :

 

 

 

KİTABIN ADI            :  “ Keşkesiz Bir Hayat İçin” İletişim Donanımları

 

 

YAZARI                     : Doğan CÜCELOĞLU ; 05.03.1939 yılında  dünyaya gelmiştir, İstanbul Üniversitesi, Psikoloji bölümünden mezun olduktan sonra, ABD’de İllinois Üniversitesinde Bilişsel psikoloji  (algılama, düşünme, iletişim) alanında doktorasını yapmıştır.

 

Türkiye’de Hacettepe ve Boğaziçi üniversitelerinde bir süre görev yapan yazar, 1980-1996 yılları arasında ABD’de görev yapmış, 1996 yılından bu yana Türkiye’de seminer ve atölye çalışmalarında bulunmaktadır.

 

Kanal D Televizyonunda Pazar günleri Saat.12.30 da Ailem ve Yaşam isimli programı yapmaktadır.  

 

 

Bilincim  Donanınca Ne olacak ?;

 

Her türlü bilgi ve beceriyle donanmış bilinç, daha güçlü ve zengin yaşam olanakları yaratır. Bilinci donanmış insan, bilinci donanmamış insandan her zaman ve her koşulda daha etkili ve daha güçlü olur, ayrıca kendisine her zaman güveni vardır.

 

 

İnsan Muhteşem Bir potansiyeldir;

 

İnsan muhteşem bir potansiyeldir, bir toplumdaki ana, baba, öğretmen, işadamı ve Devlet yöneticileri, insan potansiyelini geliştirme bilinci içinde davranır ve olanaklar yaratırsa, o toplum gelişmiş ve  güçlü bir toplum olur. Bir ülkenin geleceği, o ülkenin geleceğinin garantisi çocukların gelişmesi için yaratılan olanaklarda yatmaktadır.

 

 

İnsanoğlu Algı Dünyasında Yaşar;

 

Olayların kendisinin anlamı yoktur, olayları algılayan insan, algıladığı zemine göre olaylara anlam verir. Algılama farklılıkları yaşamı zenginleştirir, olay ve fenomen aynı şey değildir, olay çevremizde yer alan fiziksel verilerin tümü iken, olayların algılanmış, yorumlanmış, anlam verilmiş haline fenomen denir.

 

 

Sürekli İletişim İçindeyiz;

 

İki insanın birbirinin farkına vardığı andan itibaren yapılan ve yapılmayan her şey mesajdır, insanların birbirleri ile iletişim kurmak için konuşmaları ya da bakmaları şart değildir, birbirlerinin varlığını hissettiği andan itibaren iletişimin başlar.

 

 

 

 

 

 

Ortamın Verdiği Mesajlar;

 

İnsanların birbirine mesaj verdiği gibi içinde bulundukları ortam da insanlara mesaj verir, mesajların kaynağı kişilerin kendisi olabileceği gibi, onların oluşturduğu ortam da olabilir. Ortamın mesaj kaynağı olma özelliği mimarlık mesleğini uygarlığın en önemli bir parçası yapmıştır, tarih boyunca hükümdarların, sarayları kendilerinin gücünü gösterecek şekilde inşa etmeleri bu bağlamda önemli bir örnek teşkil etmektedir.

 

 

İletişim, Çok Kanallı Bir Süreçtir;

 

Her duyu organı bir iletişim kanalı olarak kullanılır, ayrıca duygular iletişimde sözsüz mesajdır, iletişim kanalları; işitme, görme, dokunma, koku alma, tatma ve ilk izlenim olarak sıralanır,. Karşılıklı iletişim de en önemli rolü görsel kanallar oluşturur, görsel kanallardan; yüz ifadesi, giyiniş tarzı, el kol hareketleri, oturuş ve kalkış ile, diğer insanlara sürekli mesajlar verilir.

 

 

İletişimin İki Düzeyi: İç Dünya ve Dış Dünya;

 

İletişim; başkalarına gösterilen dış dünya yani sosyal yüz ve yalnız bireyin kendisinin bildiği iç dünya olarak ikiye ayrılır. İnsanın, iç dünyasında olaylar yorumlanıp algılanır, dış dünyasında ise göstermek, söylemek istediği mesajlar verilir. Diğer insanlar bu mesajları görebilir ancak gerçek anlamını anlayamaz, çünkü gerçek anlamı insanın iç dünyasında saklıdır.

 

 

İç ve Dış Dünya Farkı Stres Oluşturur;

 

Bir insanın gösterdiği yüz,  yani sosyal yüzü ile, iç yüzünün aynı olmaması, aynı mesajı vermemesi o insanın hayatını çekilmez yapacaktır. Aşırı sosyalleşen insanlar hayatını “kim ne der?”e göre düzenlediklerinden, zamanla  özlerinden uzaklaşarak kendilerine yabancılaşırlar. Diğer insanların gözünde var olduğu halde kendi gözünde varolmayan insanların, hayatı sürekli stresli ve sıkıntılı geçer.

 

 

Can, Hem Ait Hem Bağımsız Olmak İster;

 

İnsan tarih boyunca; hem bağımlı ait olmak, hem de bağımsız birey olmak istemiştir, bu iki gereksinim arasındaki denge insan yaşamında önemlidir, birey olmak ve ait olmak yaşamın iki bağını oluşturur, bu bağlardan birisinin zayıf olması insan yaşamını sekteye uğratır. Bağımlı olma ilkesinde ise insan; bir millete, bir bayrağa, bir dine bağımlı olmak isterken, bağımsız olma ilkesinde insan; tüm bağlardan uzak sadece kendisi olmak ister.   

 

 

 

 

 

Varoluşun Beş Boyutu;

 

İnsan ilişkilerinde (5) temel gereksinime ihtiyaç duyar, bu gereksinimler, varoluşun (5) boyutu diye adlandırılır ve tanımlanır. Bu gereksinimleri insanın kendisine; Kale alınıyor muyum?, kabul ediliyor muyum?, değer veriliyor muyum?, yeterli miyim? ve seviliyor muyum? diye bilinçli olarak değil de sezgisel olarak sorar.

 

 

Can, Kale Alınmak, Umursanmak İster;

 

Varoluşun birinci boyutu kale alınmak ve umursanmaktır, insanda kale alınma duygusu; kişinin  özünün kendini kale alıp veya almayacağı ile, kişinin sorumlulukları ve sınırlarının hesaba alınıp alınmayacağı şeklinde gelişir. İnsanın sınırları  fiziksel değil psikolojiktir,  insanın sorumluluğu ise kendi sınırları içerisinde gördüğü olaylardan hesap vermeye hazır olması şeklinde gelişir

 

 

Can, Kabul Edilmek İster;

 

Varoluşun ikinci boyutu kabul edilmektir, insan yargılanmadan, olduğu gibi kabul edilerek, kendisi olmak ve içindeki kendisini olduğu gibi ortaya koymak ister. Aile ortamında yargılanmadan, olduğu gibi kabul edilerek büyüyen bir çocuk, kendisini doğal bularak kabul eder, bunun sonucunda da iletişimin olduğu her yerde kendisini kabul ettirmek işin hiçbir zaman zorlanmaz.

 

 

Can, Değerli, Vazgeçilmez Olmak İster;

 

Varoluşun üçüncü boyutu değerli görülmektir, insan kendisini büyük bir bütünün vazgeçilmez bir barçası olarak görür ve böyle görünmek ister. Çocuğa aile içinde değer verildiği, aile bütünlüğünü tamamladığı bilincinin aşılanması, onun ileri dönemlerinde kendisini vazgeçilmez ve değerli hissetmesini sağlayacaktır. Eşler arasında birbirine verilen değer ise,  ailede, çocukların mutluluğu ve bütünlüğü için  temel teşkil eder.

 

 

Can, Yeterli Olmak İster;

 

Varoluşun dördüncü boyutu yeterli görünmektir. İnsan kendisini, yaşamı boyunca güçlü ve  güvenilir görme gereksinimi içerisinde bulur, her insan yakınlarından, kendisinin elinden iş geleceğine, yapabileceğine, yeterli olduğuna inanmalarını ister. Yeterlilik boyutu insanda doğuştan oluşur.

 

 

Can, Sevilmek ve Özlenmek İster;

 

            Varoluşun beşinci ve son boyutu sevilmektir. İnsan özlenmek ve aynı zamanda sevilmek ihtiyacı duyar, sevdikleri ile beraber zaman geçirmek gereksinimi içerisindedir. Bir çocuğun gelişiminde sevilmenin gıda kadar önemi vardır. Çocuk kendisine zamanla, ailem benimle zaman geçirmek istiyor mu?, beni özlüyorlar mu? gibi sorular sorarak, sevilip sevilmediğini deneme yoluna gider.

 

 

Karşımızdakini Dinleyerek Var Ederiz;

 

Dinleme en önemli iletişim sürecidir. İnsan karşısındakini dinleyerek yaratır, insanları dinlerken varoluşun beş boyutunun yansıtılması gerekir. Çocuk yetiştirmede dinlemenin önemi büyüktür, ailesi tarafından dinlenmeyen çocuk, kendisini dinleyecek başka arkadaşlar bulacak ve onların kötü alışkanlıklarını benimseyecektir.

 

 

Varoluş Matrisi İçende Büyürüz;

 

Ait olmak ve birey olmak , varoluşun beş boyutu ile birlikte varoluş matrisini oluşturur, İnsanlar varoluş matrisi içerisinde yaşar ve tüm mesajlar varoluş matris içerisindeki gözlerde saklıdır. Bir çocuğun yetiştiği ortamda annesinin, babasının ve çevresindeki bütün insanların değişik yönlerinden etkilenmesi sonucu, o çocuğun varoluş matrisi oluşur ve bu matris içerisinde çocuk kişiliğini bulur.

 

 

İletişim Matrisi;

 

İnsanın kendisine ve ortamın insana verdiği mesajların etkileşimini içeren matrise, iletişim matrisi denir, iletişim matrisinin dört gözü vardır. Her bir göz, ortamla kişinin etkileşimi sonucunda ortaya çıkan duygusal bağla ilgili bilgi verir, bu gözler; Korku ortamı, Hayal kırıklığı ortamı, Öfke ortamı, Huzur ortamıdır.

 

 

İki Yaşam Felsefesi: Korku Kültürü ve Değerler Kültürü;

 

Değerler kültürü; doğru olanı yapan, biz bilincinde olan ve ben bilincinde olmayan insanların bulunduğu kültürdür. Korku kültüründe ise ezen ve ezilen insanlar vardır, bu kültürde ortada korkulacak bir şey olmadığı sürece kurallar hesaba alınır, ancak korku olduğu zaman, korkunun kaynağına saygı duyulur.

 

 

Sevgi Yaşamdır;

 

Korku ve değerler kültüründe sevgi, farklı anlamlar ifade eder, korku kültüründe sevme, sevilen kişinin sahibi olmak anlamına gelirken, değerler kültüründe sevme, onun gelişerek mutlu olmasına kendisini adamak anlamına gelir. Bazı sevgiler insanı bir nesne, bir araç olarak görür, seven insan sevileni insanı, kendi amacına kullanır ve onun bağımsızlığını elinden alır.

 

 

 

 

 

 

Aile İçi İlişkilerde Bilinç;

 

Korku ve değerler kültüründe karı-koca ilişkisine getirilen bilinç farklıdır. Korku kültüründe karı-koca ilişkisinde, kimin dediği olacak mücadelesi ailenin özünü oluştururken, değerler kültüründe ise, doğru olanı yapmak, yaşamı paylaşmak ailenin özünü oluşturmaktadır.

 

 

Hangi Değerlerin Temel Alındığı Önemlidir;

 

Korku kültüründe çocuk, otoritenin istediği kalıba sokularak, sürekli denetlenecek bir varlık olarak görülürken, değerler kültüründe çocuk, muhteşem bir potansiyel olarak görülmektedir. Yapılacak tek şey çocuğun yetiştirilmesi için uygun ortamın hazırlanmasıdır.

 

 

Kısa Bir Gözden Geçirme: Neler Donandık;

 

Bu bölümde yazar, diğer bölümlerden kısaca bahsetmiş olup, gerçeğe saygı, hakkaniyet, kişisel bütünlük, insan onuruna saygı, hizmet ve sevgi, değerler kültürünün çatısını oluşturur sözüyle kitabı bitirmiştir arz ederim.