BİR DOSTLUK HİKAYESİ
Çarşamba, 04 Haziran 2008 18:48
yönetici
KİTABIN ADI : BİR DOSTLUK HİKAYESİ
KİTABIN YAZARI : HENRI TROYAT
KİTABIN ÇEVİRMENİ : MUAMMER TUNCER
KİTABIN DİLİ : TÜRKÇE
KİTABIN TOPLAM SAYFA SAYISI : 176
KİTABIN BASIM TARİHİ : MART 1995
YAYIN EVİ : YALÇIN YAYIN EVİ
KİTABIN İSBN NUMARASI : 975-488-045-X
KİTABIN FİYATI :
KİTABIN ÖZETİ :
“BİR DOSTLUK HİKAYESİ”
“Her şey degişti dedi Jean şimdi sola mi yoksa saga mi dönülecek ? Artik kestiremiyorum bir türlü !
- sola canım dedi Madeleine. Yönünü saptama duyusu diye bir şey yok mu sende ? deniz bu yanda “
madeleine direksiyonu kırdı araba ana yoldan ayrılıp seyrek çam ağaçlarının arasından geçen yan yola girdi. Jean ağaçlar arasında sözüm ona provence tarzında bitivermiş villalara canı sıkılarak bakıyordu. Buralara son kez savaştan kısa bir süre sonra yine karısı ile birlikte gelmişti. Şimdi araba yolu suyla gökyüzü yansılarının birleştiği mavi sisli gediğe ulaşıyordu. Arabanın açık yan camlarından giren sıcak esinti yüzleri yalıyordu.
“ Motorun sesini duyuyor musun ? diye sordu Madeleine
- Evet evet diye mırıldandı Jean dalgınca. İyi gidiyor ! “
Madeleine kocasına göz ucuyla bakarak kahkaha attı :
- Yalan söylüyorsun. Hiçbir şey duydugun yok. Bu makineye kulaklarin tikali ; hayata kulaklarin tikali senin ! hayranim sana dogrusu. “
Jean da gülmekten kendini alamadı.
15 yıldır evliydiler. Bu sitem etkilemiyordu Jeanı artık. Madeleienin ısrarları üzerine 20 kez araba sürmeye kalkmış ama bu konuda beceriksiz olduğu duygusuna kapılarak vaz geçmişti. Mekanik bir aygıtı yönetmeyi düşünmek canını sıkıyordu. Dikkatini yola vermektense manzaraya yöneltmeyi yeğliyordu. Evlilik günlerini her yıl yaz zamanında kutlamaktan duydukları sevinç kuşkusuz başkalarının gözüne gülünç görünebilirdi ama başkalarının ne düşündüğü Jeana vız geliyordu her eylülün 25’ ine hazırlanıp durumu saptamak yolu ölçmek kaçınılmaz bir batıl gereksinme halini almıştı onun için. İki sininde başından daha önce birer evlilik geçmeseydi, belki birleşmelerinin günlük harikasına her biri kendi yönünden böylesine değer katamazdı. Jean son on beş yılın ötesindeki geçmişini anımsamaktan hoşlanmıyordu. Erkeklik yaşamı Madeleine le başlamıştı.
Bilimsel araştirma alaninda başarisida bu dönemin ürünüydü. 50 yaşindaydi ve bu sayiya takilip kaldigini söyleyebilirdi. Elli yaş ! bu yaşta hiç yipratmiş hissetmiyordu kendini. Örnegin şu anda aşk yaşaminin oldugu kadar, meslegininde başindaymiş gibi geliyordu ona. Kuşkusuz bu yildönümünde böyle düşünüyordu... genellikle Paris yakinlarinda küçük kir lokantasinda baş başa bir akşam yemeginde kutluyorlardi evlilik yil dönümlerini.
Akşam Grand Hotel Du Porta vardiklarinda başi agriyacakti biraz. Ama iyi bir gecenin sabahinda yüzünde güller açacakti. Ögle yemeginde iyice formunu bulacakti. Jean telefonla tepe bag restaurant ta masa ayiracakti. Madeleine çikmak üzere giyindiginde Jean ona hediyesini verecekti : grenalardan ve barok incilerden oluşan antika bir kolye.
Araba bir çukurdan kaçınmak için hafif bir kavis yaptı. Yolun iki yanında kış uykusuna hazırlanmış, panjurları kapalı villalar vardı yalnızca.
“ herkes gitmiş dedi Madeleine. Kumsalda yalniz olacagiz şansliyiz... “
yolun sonunda kumlu bir alan üzerinde on kadar araba görünce Madeleinenin neşesi kaçti. Güneşten korunmak üzere kamiştan bir damin altina alinmişti arabalar. Gölge ve işiktan oluşan paralel bantlar zebra postu gibi çubuklamişti kaportalarin üzerini.
Jean madeleinenin arabadan inmesine yardım etti. Güneşin sıcak pırıltısı gözlerini kamaştırırken dalgaların hışırtısını duyuyorlardı. Madeleine sandallarını giyip kumun üzerinde yaylanarak yürümeye başladı. Mavi pantolon sım sıkı sarmıştı paçalarını. Çok renkli, rahat bir bluz geçirmişti üzerine bu haliyle kırk beşlik bir kadından çok, kuşku uyandıran bir delikanlıyı andırıyordu. Onu izlemekte güçlük çekiyordu Jean.
Madeleine soyunmak üzere siperin arakasına geçti.
“ Bakma !” dedi madeleine.
Jean itiraz etmeden bu isteğe uydu. Sabahtan beri mutluluk içinde yüzüyordu. Uyumlu bir çift idiler. Az rastlanır böylesine. Çocukları yoktu. Çocuk sahibi olmaya hiç gereksinme duymadığını düşünüyordu Jean. Heyecan verici bir mesleği vardı. ( Ulusal Bilim Araştırmaları Merkezinde Araştırmalar müdürüydü )
Birlikte yere çömelerek Madeleinenin getirdiği sandviçleri atıştırdılar. Dişlerinin arasında kum taneleri gıcırdıyordu. Jambon çok tuzlu , sosis çok kuruydu. Atıştırmanın bu denli sadeliği Jean ın hoşuna gitti. Tepe bağ lokantasında yenecek yemek bundan keyifli olamazdı ! güneşin tenlerini tatlı tatlı yakması... gökyüzü maviliğinin büyüleyici anlamsızlığı... Bu denli sakin ve ışıklı bir ortamda düşünmek olanaksız. Bunu beyin kesimindeki “ koku almayan” bazı bölgelerin pisikomotör epilepsi ile ilişkileri ele alınarak, incelemenin genişletilmesi ve bu oluşumlarla bir psikoloji belirlemeye çalışmak gerekir... Sonraki iş bu. Önce yaşamak ! Madeleine le yaşamak ! Madeleine Jean ın yanına uzandı. Tenleri birbirine sıcak bir ilgi ile doluydu. Dirsekleri, dizleri birbirine değiyordu. Bu temas ölüme karşı güvence idi. Suyun üstünden hafif bir rüzgar esti. Dalgaların üzerinde beyaz ibikler oluştu.
“ 8 gün, çok az ! “ dedi Madeleine.
*
* *
Kafenin terasında, yazın son tatilcileri kırmızı koltuklarına gömülmüşler, güneşin liman üzerinden batışını seyrediyorlardı.
“ İnsan ne iyi hissediyor kendini burada ! dedi Madeleine.
- özellikle hoşuma giden ne biliyor musun ? diye ekledi Jean. Mevsim sonu oldugu için tanidik birine rastlama riskinin bulunmamasi !”
ikiside pek öyle toplumcul karakterli insanlar değillerdi. Resepsiyonlardan , yemek davetlerinden, parisin yapay dostluklarından yapay kalıyorlar, kendi mutluluklarına yönelik bir yaşam sürüyorlardı.
Şu çevremizdeki insanlarin kimler oldugunu merak ediyorum. Küçük memur kalabaligi kentlere döndü artik. Ortadakiler organize aylak takimi, tatile doymayanlar, uluslar arasi milyonerler, birde yat sahipleri. Bunlar güneşin peşinden gidiyorlar.
Jean karısının konuşmasını eğlenerek dinliyordu. Madeleine in düş gücüne diyecek yoktu ; sadece ingilizceden roman çevirisi yapmak yerine kendiside bir kitap yazabilirdi !
Jean karısının , kırmızı rengi pul pul dökülmüş tek ayaklı ahşap masasının üstünde duran elini aldı. Önlerindeki bardaklar boştu. Limanda yarım pabuçla gezinenler yatlara bakarak vakit öldürüyorlardı. Kaplan tüylü bir kedi geçti masaların arasından. Jean bakışları ile onu izledi.
“ yoo, olamaz ! diye atıldı Madeleine.
- İnan ki düşündüğünün şey aklımdan geçmedi “ dedi Jean gülerek.
Madeleine hayvanları çok seviyordu. Evde bir kedileri vardı. Kedi Jeanı hiç sevmiyordu. Jean da ona karşı suçlu hissediyordu kendini. Kedicik Jeanın giysilerinden işkencenin ve ölümün kokusunu mu alıyordu acaba ? Arada bir Jean sevecenlikle okşayınca kedi sinirlenip korkuya kapılarak sırtını geriyordu. Tüyleri diken diken oluyordu. Jean hiç bir zaman bir kediyi boş yere acı ile kıvrandırmazdı. Kedilere saygısı vardı.
Jean gözlüğünü sildi yeniden taktı. Sonra iki camı birleştiren kavşak uçlarından işaret ve baş parmağı ile bastırıp arakaya itii. Kıyıda gezinenler artıyordu. Polinezyalı giysisi içinde orta yaşlı bir kadın geçti. Jean, kendi konusuna biraz eleştiri getirmek istediği bir anda öylece dona kaldı. Bakışları uzun boylu, ince bir adama takılmıştı. Düzgün omuzlu adam, ellerini cebine sokmuş, uyuşuk adımlarla yürüyordu. Bernard ! Jean. Korkmuşçasına sandalyesi üzerinde arkaya dönüverdi birden.
“ Neyin var böyle ? diye sordu Madeleine.
- Şu adam varya , mavi gömlekli; beni görmesini istemiyorum.
- Neden ?
- Bernard bu.
- Bernard da kim ?
- Bir arkadaşim. Sana yüz kez söz vermiştim ondan. Rica ediyorum, ona dogru bakma ! yada bakman daha iyi.. Ama çaktirmadan. Ne yapiyor şimdi ?
- Uzaklaşiyor.
- Oh be dedi ve rahatladı Jean daha sonra tam içkilerini yudumlarlarken bir anda Bernard karşıdan görünüverdi ve masalarına doğru gelmeye başladı. Geldiğinde Jeanın yüzü buz kesilmişti.
Nasılsın ? diye sordu Bernard . iyiyim dedi Jean. Madeleinede şaşkınlık içerisinde Jeana bakıyordu hiçbir şey anlamamıştı çünkü bu olanlardan kocası Bernarddan bahsetmişti ama ondan bu kadar çok çekindiğini tahmin edememişti.
Jean eşi madeleinle Bernardi taniştirdi ve bernard eskisi gibi kadinlara nasil erkeksi duygularla bakiyorsa Madeleinede öyle bakiyordu ve Jean içinde büyük bir ciddiyetle Bernardi süzmeye başladi daha sonra yanlarina Bernardin sevgilisi olan bayan geldi adi Cirinne idi bu bayan hafif kisa boylu , çakir gözlü, uzun sarimsi saçlari. Dolgun kalçalar ile gerçekten çok çekici bir görünüme sahip idi.
Bernard eğer yarın akşamleyin işleri yok ise beraberce yemeğe çıkabileceklerini teklif etti tabu bu teklife Cirinne de ısrarda bulununca Jean ve Madeleinle evet yanıtı vermek zorunda kaldılar başkada çareleri yoktu zaten.
Bernard ve Corinne tekrar görüşmek üzere vedalaştiktan sonra maslarin arasindan süzülüp çekip gittiler. Jean bu olan bitenler karşisinda gerçektende çok şaşkindi neden hep bunlar benim başima geliyor diye düşünürken Madeleine bu düşüncelerin arasina girerek kocasini yine bu bilinmezliklerin arasindan çekip kurtardi gerçekten de madeleine bu tür şeylerde hep kocasinin yardimina yetişiyordu. Madeleine çok şeyler borçluydu.
Otele döndüklerinde Bernard ve Corinne yine karşilarindaydilar onlarda ayni otelde kaliyorlardi çünkü Jean içinden gene düşünceler dogru daldi eskileri Bernard la geçirdigi günleri hatirladi. O günler bazen Jeana çok acilar çektiriyordu. Ama bazende büyük bir mutluluk duyuyordu hissediyordu içinde..
Onunla okul yıllarını geçirdiği günleri hatırladı bir anda o hep değişik sosyete kadınlarının koynunda neler yapacağını bana anlatırdı fakat ben ise hep o konulara uzaktım derslerim bana yetiyordu artıyordu da bile diyerek Bernard la pek o konulara girmiyordu girmekten de çok korkuyordu zaten. Okul yıllarında Jean hep derslerinden dolayı çok başarılara imza atıyordu Bernard ise eski boş vermezliğine ve ailesinin paralarına nasıl sahip olacağını ve onları nasıl genişleteceğinin hesaplarını yapıyordu.
Neyse ki Madeleinenin onu bu düşüncelerden tekrar arindirdi. Ve Jean kendine geldiginde yüzünde bir burukluk vardi. Eve vardiklarinda Madeleine ona güzel bir sandviç hazirladi bu jambonlu sandviç Jeanin en sevdigi aparatlardan di. Eve her girişinde Jeani nefretle bekleyen Madeleinenin bir kedisi vardi oda her yemekte Jeanin ayaginin dibine gelir sanki Jeandan rüşvet alircasina bir lokmasini alir köşesine çekilirdi.
Evet nihayetinde ertesi gün olmuştu ve Bernard ve sevgilisi Corinne onlari tepe bag restaurantta bekliyorlardi. Biraz konuştuktan sonra bernard onlara evliliklerinin nasil gittigini sordu. Sormasi Jeana hiçte şaşirtici gelmedi çünkü Bernardin nasil biri oldugunu herkesten çok çok iyi biliyordu.
Jeanın bu soruya yanıtı ne olabilirdi ki çünkü madeleinei tanıdıktan sonra tüm yaşamı değişmemiş miydi ? Onunla hayata daha iyi bağlanmamış mıydı ? yemekte yine olduğu gibi Bernard o büyük adam tavrını ortaya çıkarmak için yeni aldığı yatından bahsetmeye başladı Madeleine onu ilgi ile dinliyordu. Acaba Madeleinde ondan etkilenmiş miydi ? diye düşündü Jean içinden. Evet neden olmasındı çünkü Bernard kadınları etkileyen bir tipti her ne kadar da yaşlı olsa da. Ama Madeleine Jean ın en büyük mutluluğuydu ve hiçbir zaman Madeleine ona yanlış yapamazdı. Jean Bernarda şimdi ne işle ilgilendiğini? Sordu.
- “ market zincirlerini büyüttüm daha büyük bir halka haline getirdim. Şimdi hep yurtdişina çikarak ve geri kalan boş zamanlarimi da buraya gelerek degerlendiriyorum ha birazda sürekli gittigim bir spor salonu var oraya gidiyorum bana çok yararli. Sen ne yapiyorsun ? diye sordu Bernard.
- “ Bende genelde işimle ilgileniyorum geri kalan zamanlarimi da eşimle beraberce geçiriyoruz tipki şimdi oldugu gibi. Bu bir uyariydi aslinda Bernarda çünkü Jean ve Madeleine evlilik yildönümlerini baş başa kutluyorlardi. Ama Bernard bunu anlayacak kadar düşünceli biri degildi aslinda.
Ama bazen de Bernard Jeanın vazgeçilmezi oluyordu özellikle okul yıllarında Bernard onu çok koruyor ve destekliyordu hatta bir gün okulda derste iken Jean bir hata yapıp çok gülünç duruma düşünce arkadaşlarının onunla alay etmesinden sonra bir arkadaşının gelip Jean la alay etmesi üzerine Bernard gelip o çocuğu kemiklerini kırılıncaya kadar dövmemiş miydi ? Jean bunları hatırladıkça Bernarda daha bir kanı ısınıyordu. Ama artık onlar eskilerde kalmıştı ve hep öyle olacaktı. Jeanın aklına eski günlüğü geldi aklına çoktan beri bu günceye el değdirmemişti kim bilir şimdi neredeydi hangi anlamsız yerde idi. Evet Bernard bu arada onlara Corinneden bahsetmeye başladı Jean içinden onun metresinden başka bir şey olacağını düşünemiyordu zaten ve nihayetinde öyle olduğunu da gördü. Corinne onun yanında bir prensesi andırıyordu tabi ki andırmasıda gerekirdi çünkü Bernard sevgilisini bir numara kadın olarak görmek isterdi hep. Ve hepte öyle olurdu ama yinede bu akşam en azından Madeleine kadar güzel ve çekici değildi hele hele Jeanın Madeleine aldığı kolye ışıl ışıl parlıyordu Madeleine nin boynunda. Bu gece en güzel kadın Madeleine idi Bernardın gözlerinde de Madeleine bakışlarıda bunu gösteriyordu bir anda.
Ve nihayetinde masadan kalkıldı ve balkona geçildi. Jean, Madeleine birbirleri ile tatlı bir tebessümle fısıldaşırken yine bu sessizliği bozan Bernard oldu. Onları yarın akşam yeni aldığı yata davet edecekti. Ama bu Jeanın moralini çok bozdu fakat Madeleine nin ısrarlarına dayanamayıp kabul etmek zorunda kaldı Jean halen eski anıların içinde idi ve bir türlü çıkamıyordu. Aslında Bernardı oda çok seviyordu. Ama ilk evliliğinde Bernardın metresi ile yapmamış mıydı adı Möriel di bir akşam üzeri barda tanışmışlardı ve Möriel Jeanı etkilemeyi başarmıştı ve en kısa zamanda onunla evlenmişti ama daha sonralarda Jeanın işi ile ilgilenmesi ve karısını boş bırakması tabi Mörielin içindeki o duygularında körelmesi Mörielin kocasını aldatma yoluna itmişti. Bunu gören, şahit olan yine Bernard dı. Bunu Jeana anlattığında Jeanın içi burkulmuştu, yüreği sızlamıştı inanmak istememişti Bernarda ama Bernard ona olayı iyice anlattığında başka yapacak bir şeyi kalmamıştı Jeanın inanmaktan başka.
*
* *
Evet yine masa dalardı ve Jeanın içine anlamsız bir sıcaklık doğdu. Belkide bu Bernardın tekrardan karşısına çıkması ile olmuştu. Ve masadan kalktılar kalkanlar önce Jean ve Madeleine oldu. Eve doğru yürürken Madeleine Jeana bir soru soracaktı ama bun dan vazgeçti nedenini kendiside bilmiyordu ama vazgeçti. Ama bu sırada Jeandan ona bir soru geldi bu soru. Bernard dan hoşlandın mı ? evet iyi ve pratik birine benziyor diye bir cevap geldi Madeleineiden.
Eve gittiklerinde yine kapıda bekleyen kedi Jeana sırtını döndü her zamanki yaptığı gibi. Jean aslında kedileri severdi ve onlara saygısı vardı onlarla ilişkisi olduğunu düşünüyordu çünkü kediler üzerinde deneyler yapıyordu. Kedilerin ona ihtiyacı onunda kedilere ihtiyacı vardı bulunduğu ortamda kediler rahattı istedikleri gibi hareket etmeseler de yinede dışarıda ki kedilerin çoğundan çok çok rahattılar.
Jean yine her zaman olduğu gibi jambonlu sandviç yapmasını söyledi Madeleine. Ve hemen az sonra sandviç geldiğinde bu akşam harika olduğunu söyledi Madeleine ye Madeleine bu sözleri kocasından duyduğu zaman hiç şımarmıyordu çünkü çok olgun bir bayandı ve bu sözlerin kendine söylenmesini de hak ediyordu.
Jean arada bir işyerinde çalişan personeli eve yemege davet ederdi. Bu sirada evdekilerin işten söz etmemeleri için elinden geleni yapiyordu ve bunu başariyordu da. Evet ertesi gün oldugunda da akşam Bernardin yatina gideceklerdi ve bu yüzden Jean erkenden kalkti ve kendini bu anlamsiz gördügü şeye hazirlamakla ugraşti ve akşam oldu Madeleine ve Jean yata dogru ilerlemeye başladilar yatin yanina geldiklerinde Madeleine yata olan hayranligini Jeana ifade etmeye çalişti az sonra Bernard ve Corinnede yatin üstünde belirdiler ve Madeleine ve Jean i içeri aldilar Bernard hemen onlara birer kadeh içki ikram ettikten sonra yati gezdirmeye başladi dolaştirdikça yat Madeleine nin gözünde bir kat daha güzelleşiyor daha bir hayranlik duymaya başliyordu. Aradan biraz zaman geçtikten sonra konu tekrar Jeanin işine döndü Jean anlatirken Corinne onu pür dikkat dinliyordu ve sanki o konuda uzamanmiş gibi bir havaya bürünüp birkaç şey ekleyerek sözlerine Jeana ilginç ama mantikli sorular soruyordu fakat bunlari söylerken kedilere karşi yapilanlara da üzüldügünü söylüyordu. Jean Corinne nin işi ile ilgilenmesini çok begendi ve hoşuna gitti. Kalkma vakitleri geldiklerinde Bernard ertesi akşam Paris’e uçacagini söyledi Jean buna üzüldü çünkü Bernard yine kaybolacakti.
Jean işyerinde kendine ait bürosunda çalişirken yine bürosunun o tarihten kalma haline bakip eleştiriler yapiyordu. Bu sirada sekreter içeri girip bir bayanin kendisini görmek istedigini söyledi. Bu gelenin kim olabilecegini önceden kestiremedi Jean ama daha sonradan gelebilecek kişinin en büyük ihtimalle Corinne olacagini düşündü ama neden Madeleine ile birlikte gelmemişti neden yalniz başina gelmişti ziyarete. Birazdan içeri almasini söyledi sekretere ve hemen odayi ve kendini toparladi ve Corinne içeri girdi.
Rahatsız etmiyorumdur umarım dedi Corinne. “ hayır hayır ne rahatsızlığı hoş geldiniz “ dedi Jean. Yüzünde şaşırmışlığın izlerini taşıyordu yine Jean ama hoşnut kalmıştı bundan yani Corinnenin ziyaretinden. Oturdular biraz muhabbet ettikten sonra Jean ona Bilimsel Araştırmalar Enstitüsünü gezdirmeye başladı. Gezdirirken Corinne ile diğerlerini tanıştırdı Corinne yi uzman olarak tanıttı diğer meslektaşlarına böyle yapması gerekiyordu çünkü Madeleine nin bu ziyaretten haberi yoktu. Bu yüzden böyle davranması gerekiyordu.
Tanıtma işlemi bittikten sonra tekrar odasına geçtiler ve konuşmaya başladılar Corinne yine o uzman havasını koruyordu. Tekrar rahatsız edip etmediğini sorma gereğini duydu içinde Corinne. Jean bunu beklememişti Corinneden ama gelmesine çok sevinmişti çünkü anlattıklarını çok iyi dinliyordu Corinne ve de hoşuna gidiyordu Jean ın . beraberce kalkıp bir cafe ye gittiler orada konuşurlarken Corinne Jeana daha da çok samimi davranmaya başladı. Jean her Bernard tan söz açtığında Corinne nin bir daha Bernard tan söz etmemesini söylemesine karşın baya şaşkındı yoksa ayrılmışlar mıydı ? evet ayrılmışlardı Corinnenin ince dudaklarından bu sözcükler fırlıyordu ama neden ayrılmışlardı Bernard yatağına attığı bu kendi yaşı karşısında 15 yaşındaki kız gibi duran kişiden neden ayrılmıştı yoksa yeni birini daha mı bulmuştu. Evet olabilirdi çünkü Bernardın huyu buydu ve hepte böyle kalacaktı.
Corinne Jeana ondan ne kadar çok hoşlandigini söylemeye başladi ve elinden kavradi ve dudaklarini Jean in dudaklarina götürdü ve bir öpücük kondurdu. Jean bundan çok etkilendi ve ne yapacagini şaşirdi. Arkadaşi Bernardin metresi şimdi onun kollarindaydi ve Jean da bunu kaldiramiyordu. Ama Jean da Corinneden hoşlanmaya başladi duygularina engel olamiyordu.
Ve hemen neden ayrıldıklarını ? sordu Corinne ye Corinne zaten Bernardın da onu sevmediğini kendisinin de onu sevmediğini söyledi. Acaba doğrumuydu yoksa Corinne ondan intikam almak için benimi kullanıyordu diye düşündü içinden ama böyle olamazdı en azından olmasını istemiyordu. Ama böyle yaparsa Madeleine ye ihanet etmeyecek miydi ? kafası çok karışmış idi. Git gide Corinne ona daha çok yanaşmıştı fakat hemen kalktı masadan ve görüşmek üzere dedi. Jean kalbinden vurulmuşa döndü ama nereye ? diye sordu. Eve dedi Corinne seninle ne zaman buluşuruz ? diye sordu Jean . Cuma günü dedi Corinne iyi dedi Jean bu yarındı evet yarın cuma günü idi. Adresi verdi Corinne yarın görüşmek üzere dedi ve kayboldu gözlerden.
Jean hemen bir taksiye binerek işyerine gitti. Odasina girdiginde karmakarişikti kafasi ne yapacagini bilemiyordu Corinne yi düşünüyordu Madeleine aklina geliyordu hemencecik , bir türlü bir karara varamiyordu ama Madeleine ye olan aşki daha büyük çikti ve uzun süren düşünmelerden sonra Madeleine ye ihanet ede3meyecegi kararina vardi ve hemen Corinne ye telefon açti.
“Gelemeyeceğim dedi Corinne” neden ? diye sordu Corinne.
Seninle yapamayız. Ben Madeleine leyim ve onu aldatamam. Corinne elinde içki kadehi ve yanı başında kasetçalardan çalan müzik yüzünden çoktan kendisini kaybetmişti ve neler söylediğini kendiside kestiremiyordu Jean a onu nasıl sevdiğini haykırıyordu telefonda gelmezse kendine çok kötü şeyler yapacağını söylüyordu. Jean ürkmüştü bu konuda ve hemen bir taksiye atlayarak hemen verdiği adrese doğru gitti oturduğu yere vardığında kapı zilini çaldı ve karşısına başka bir bayan çıktı ona Corinne adlı şahısın hangi katta oturduğunu sordu ve bayan hemen o katı gösterdi. Zili çaldığında karşısına çıkan Corinneydi. İçeri girdiler ve hemen Corinne Jeana sarılmaya başladı ve dudaklarına doğru ilerledi beraber sevişmeye başladılar ama Jean büyük bir öfkeyle kalktı ve senden nefret ediyorum diye haykırması geldi içinden amma yapamadı söyleyemedi ama bir yandan da Bernardı düşünüyordu şimdi nerede ve ne yaptığını düşünmeye başladı o anda.
Kapıyı kapatıp gidecekken Corinne korkunç ithamlarda bulunmaya başladı Jeana ona acıdığını ve hiçbir şey olmadığını söyledi, erkeklik gücünden yoksun olduğunu ona acıdığını söyledi bir hiç olduğunu söyledi defalarca yüzüne Jean da ona katılıyordu bu konuda aslında çünkü öyleydi ama karısını, Madeleine yi aldatamazdı ona deliler gibi aşıktı.
Kapıyı Corinne nin yüzüne çarpıp giderken Corinne arkasından gözyaşlarına boğulmuştu.ama bu Jean ın umurunda bile değildi artık ve tekrar ofisin yolunu tuttu. Ofisine vardığında evi aradı ve karısına bu akşam gelemeyeceğini işlerinin çok olduğunu söyledi zaten evde de elektrikler yoktu Madeleine mumu yakmış evde kedisi ile birlikte oturuyor elektriğin ve Jean ın gelmesini bekliyorlardı.
Jean eve geldiğinde saat 04 00 sıralarını gösteriyordu. Madeleine nin yanına sokulmak için ayağını attığın da Madeleine uyandı ve karnının aç olup olmadığını sordu Jeana . hayır canım aç değilim dedi Jean. Seninle yatmaktan başka bir şey istemiyorum bu akşam dedi Jean.
Ve hemen yanına sokuluverdi. Karısına sımsıkı sarıldı. Sarılırken karısı Madeleine de bu akşam yine baştan savma olacağını düşünerekten bu akşam yapmamalarını söyledi Jean buna itiraz etmeden evet dedi. Ve sabah olduğunda Madeleine kocasının kahvaltısını çoktan hazırlamıştı. Jean gece hala Corinne nin etkisinde kalmış olacak ki bir türlü rahat bir uyku uyuyama mıştı. Acaba Madeleine ye anlatmalımıydı hayır hayır anlatmamalıydı. Anlatırsa kötü şeyler olabilirdi ve anlatmadı.
Aradan uzun bir zaman geçti Bernard tan hala bir ses seda yoktu ne arıyor ne soruyordu Jean ın aklına günceye bakmak geldi ve karısına kitaplığın anahtarını vermesini söyledi. Günceyi alıp okuduğunda Bernard ile birlikte yapıpta yazdıkları şeyleri gördü ve hemen o ilk sınavı aklına geldi Jean bu sınavı yapmak için Paris’e gelmişti ve ilk sınavında hocaların sorduğu soruları bir bir yanıtlamıştı ve Bernardı görmüştü sonradan orada evet evet Bernard Jean ın başarılarını görmek için gelmişti taa oralara Jean birden duygulandı.
Derken o sırada telefon çaldı ve Madeleine telefonun alıcısını kaldırdığında yüzünde güller açmıştı evet evet arayan Bernard tı. Ve onları yeni aldığı eve davet ediyordu bu ev Böğürtlenli ydi Madeleine hemen kabul etti bu öneriyi telefonu kapattıktan sonra Jeana olup bitenleri anlattı ve Jean da sevindi bu karara ve ertesi gün hazırlıklarını yapıp bir sonraki gün Böğürtlenlinin yolunu tuttular oraya vardıklarında Jean Bernard la Corinnenin ayrıldıklarından bahsedip acaba şimdi kimin ile çıktığını merak ettiğini söyledi. Ama madeleine Jeana Corinnenin iyi biri olduğundan bahsetmeye başladı. Acaba Corinne nin Jeana neler yaptığını bilse idi Corinne hakkında neler düşünürdü acaba. Kesinlikle nefret ederdi ve Jeanlada boşanma noktasına gelirdi bunu düşünerek Jean karısına hiçbir şeyden bahsetmedi.
Eve vardıklarında Bernard kapıda onları bekliyordu ama yanında kimsecikler yoktu Jean bir an yine düşünceler kapıldı ve uzun zamandan beri Bernardla neden görüşemediklerini düşündü ama bu düşünceleri bir yana itip o ana döndü. Evi dolaştıktan sonra onları aşçı ve eşi ile tanıştırdı. Daha sonra yemek yiyip birer kadeh içki içtikten sonra onları dışarıyı gezdirdi be bir hafta boyunca çok şeylerden bahsettiler.
Jean ve Madeleine eve döndüklerinde kedi yine Jeana sırtını döndü ve Madeleinenin yanına gidip ayaklarının altında dolandı. Aradan kısa bir süre sonra Jean bir sabah işyerinde Doktor Alvin ile bir toplantı yapıyorlardı. Jean İngilizce bir şeyler söylüyordu doktor Alvine ki o sırada bir telefon çaldı Jean doktor Alvinden özür dileyerek telefona baktı telefon Herthelot polis karakolundan geliyordu bir polis memuru Jean a eşinin bir kaza yaptığını ve yanında Bernard adında bir şahısın olduğunu söylüyordu. Jean bunları duyunca öncelikle inanmak istemedi ama gerçekti ve Jean beyninden vurulmuşa döndü ve telefonu kapatırken hastanenin adresini aldı. Sonradan doktor Alvine kısaca bahsedip oradan olabildiğince hızla ayrıldı. Bir taksi bulurum ümidiyle yollarda bekledi gelen bir taksiyi çevirdi fakat taksici işinin bittiğini söylerek onu taksiye almadı ve Jean da işyerine dönüp iş arkadaşlarından birinin arabası ile hastanenin yolunu tuttu.
Yolda giderken iş arkadaşi çok üzgün oldugunu defalarca dile getiriyor Jean in moralini bir kat daha bozuyordu. Hastaneye vardiklarinda hasta kabul servisinden Madeleine yi sordular ve hemen bulundugu kata çiktilar orada bir hastabakici ile karşilaştilar ve hemen durumunu sordular hastabakici hiçbir cevap vermeden onlari doktorun yanina götürdü. Doktor onlari hiç ses çikarmadan bir açiklama yapmadan Madeleine ve Bernardin bulundugu odaya götürdü. Jean içeri girdiginde Madeleine ve Bernard bir sandalyede öylece oturuyorlardi ve hiç sesleri çikmiyordu. Jean bir an onlari yatar gibi sandi yada düşünmeye çalişiyordu, öyle olmasini umuyordu ama öyle degildi evet ikisininde cansiz bedenleri birbirleri ile yan yanaydi.
Bir an önce canlanmasını istedi ama olmuyordu. Jean arkadaşı ve hastabakıcı yada gitmelerini söyledi hastabakıcı hiçbir ses çıkarmadan odayı terk etti ama arkadaşı onu yalnız bırakamayacağını söyledi ama Jean ona teşekkür ederek gitmesini artık gerisini kendisinin halledebileceğini söyleyerek arkadaşını da gönderdi.
Acaba Madeleine ve Bernard ne yapıyorlardı diye düşündü kazanın olduğu yere gittiğinde. Acaba Madeleine Bernardın metresimi olmuştu ? yoksa olmaya mı ? hazırlanıyordu. Ama değişmeyen bir şey vardı Madeleine artık geri gelmeyecekti. Arkadaşı Bernard tanda ayrıydı artık ikisini de hiçbir zaman göremeyecekti.
Bindiği taksiye tekrar geri dönerek onları düşüne düşüne yoluna devam etti. Artık Jean ın yanında onu hayata bağlayacak biri yoktu, Madeleine yoktu. Olmayacaktı. Onu kim kollayacaktı.
BİTTİ
Son Güncelleme ( Pazar, 29 Haziran 2008 07:47 )