Kitapozetleri.org

Siyah Beyaz
PENTAGON’UN YENİ HARİTASI

 

 

KİTABIN ADI

PENTAGON’UN YENİ HARİTASI

KİTABIN YAZARI

THOMAS P.M. BARNETT

YAYINEVİ VE ADRESİ

1001 KİTAP YAYINLARI

BASIM YILI

OCAK 2005

KİTABIN ÖZETİ

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dz.K.K.lığı ve Savunma Bakanlığı’nın çeşitli kurumlarında uluslar arası strateji uzmanı olarak çalışan yazar kitabında, küreselleşme ve Amerika’nın terörle savaşına değinmiş, Amerika’nın ulusal çıkarları ve küreselleşme bağlamında dünya devletlerini incelemiştir. Küreselleşen dünyada tek güç olarak gördüğü ABD’nin muhtemel stratejileri hakkında değerlendirmeler yapmaktadır. Amerika’nın dünya çapında küreselleşmenin koruyucusu ve dünyanın sorunlu bölgelerine barış ve özgürlük götürme yeteneğine sahip tek güç olarak lanse edildiği kitabın giriş kısmında dünya haritası işleyen merkez ve entegre olmamış boşluk adıyla ikiye bölünmüştür. Söz konusu harita incelendiğinde Türkiye dahil olmak üzere bütün Ortadoğu ülkelerinin (İsrail hariç) boşluk içerisinde tanımlandığı görülmektedir. Yazar “Türkiye neden Merkez’de değil?” sorusunun cevabının Türkiye’nin Avrupa Birliğine giriş süreci ve küreselleşme yolunda müslüman olmasında yattığını değerlendirmektedir.

Kitabın giriş kısmında, ABD’nin Soğuk Savaş sonrasında demir perdenin sona ermesi ile birlikte Savunma Bakanlığı bünyesindeki yeni düşman bulma arayışları anlatılmaktadır. Yazara göre; söz konusu arayış çerçevesinde, genel olarak Çin Halk Cumhuriyeti’ne odaklanan ABD’nin diğer taraftan, özellikle 1990’lı yıllarda dünyanın çeşitli bölgelerinde çıkan olaylara müdahale etmesi farklı arayışları göstermektedir. Anılan arayışları dünyanın jandarmalığına soyunmak olarak değerlendiren yazar ABD’nin asıl hedefinin küreselleşmenin güvence altına alınması, dolayısıyla ekonomik bağımlılığı azamileştirmek maksadıyla bütün dünyanın küreselleşme sürecine adapte edilmesini savunmaktadır.

Yazara göre, Amerika tarafından soğuk savaş döneminde üretilen ve kaynakların korunması için “bekle gör” diye adlandırılan stratejisi, 11Eylül saldırıları sonrasında beklenilen düşmanın ortaya çıkması ve buna hazır olmayan soğuk savaş için tasarlanmış bir ordu ile yüzleşmesine sebeb olmuş ve yeni stratejilerin oluşturulması gerekliliğini ortaya koymuştur.

Bu kapsamda yazar, boşluk olarak tanımladığı, Karayip Sahili, Afrika, Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya, Ortadoğu, Güneybatı Asya ve özellikle de Güneybatı Asya’da en büyük tehdidin Müslümanların kontrolünde bulunan bölgelerden doğduğunu, ayrıca bölgede yaşayan insanların, zulüm görmekte olduklarından gelecek beklentisi bulunmayanların küreselleşmeyi hedef aldığını iddia etmektedir. Bu durumda ABD’ye düşen görev istikrarsızlığın kaynağı olan bu bölgeleri küreselleşme hareketine dahil etmek, yani boşluğu doldurarak daraltmaktır. Anılan strateji yerine şiddetin kaynağı olan bölgenin küresel dünya ile ilişkisini kesmek ise yazara göre zaten terorist saldırılar neticesinde istenen şeydir. Zira terörün hedefi de izole bir dünya yaratarak kendisine yaşam alanı yaratmaktır. Bu nedenle, ABD mümkün olduğunca küreselleşme yolundaki dünyanın desteğini de alarak şiddetin kaynağı olan bölgeyi işgal etmeli, bölgeye adaleti getirerek küreselleşmeyi korumalıdır.

İlerleyen bölümlerde, boşluk ülkelerinin temel özellikleri incelenmektedir:düşük gelir seviyesi, tutarsız politik durum, yaşam süresinin kısalığı, sürekli çatışma ortamı. Fakat neden diğer ülkeler değil de, öncelikle Afganistan ve müteakiben Irak hedef olarak seçilmişti. Bir çok insan Bush yönetiminin davasını, Saddam’ı devirmek ve küresel terörizme karşı verilen bir savaştan ziyade Amerikan “imparatorluğu”nun bölgedeki petrol çıkarlarını korumak olduğunu belirtmektedir. Ancak yazara göre; Pentagon hem terörizme karşı büyük bir küresel savaşı hem de “büyük çatışma” sonucunda Saddam’ın indirilmesiyle Orta Asya’nın yeniden yapılanması görevini üstlenmiştir. Şüphesiz bu savaşta sadece ABD’nin çabası yeterli gelmeyecektir. Asıl hedef boşluğu bir yandan daraltırken, diğer taraftan boşluktan kopan parçaları yeni ittifaklara ve küresel ekonomiye kazandırmak olacaktır.

Yazar, küreselleşmeyi uluslar arası istikrar açısından, dört temel unsura – akışa – dayalı bir model şeklinde tanımlamıştır:

1. İnsanların Boşluk’tan Merkeze (G-7) olan hareketi,

2. Enerjinin Boşluk’tan Yeni Merkez’e (Başta Çin ve gelişen Asya ülkeleri) olan hareketi,

3. Paranın Eski Merkez’den (ABD, AB, Japonya) Yeni Merkez’e olan hareketi,

4. Boşluk’a sadece Amerika’nın verebileceği güvenlik ihracatı.

Bu model kapsamında, yazar tezini şu esaslara dayandırmıştır:

1. Kaynakları ara, bulacaksın. Temel sorun enerjinin ona sahip olanlardan, ihtiyaç duyanlara taşınabilmesidir.

2. İstikrar yoksa, pazar da yoktur. Enerji, üreticiden tüketiciye ulaşmak için pazarlara ihtiyaç duyar, pazarlarsa izole bir ortamda gelişemez, kredi, pazardaki katılımcılara ortak bir inanç temelinde ve karşılığı alınabilecekse düşüncesine dayanarak verilir.

3. Büyüme yoksa, istikrar da yoktur. Boşluk’ta var olan devletler genellikle fakirdir, zengin gibi görünenler ise aslında gücün ve paranın tek elde toplanmış olmasından dolayı gelişmiş sayılamazlar.

4. Kaynak yoksa, büyüme de yoktur. Gelişen ekonomiler enerjiyi gelişmiş olanlardan daha verimsiz kullanır ve gerçekten fakir olan toplumlar en fazla israf yapanlardır. Uzun vadede, Boşluk ekonomilerinin büyümelerini ve – aynı zamanda – daha az enerji talep etmeleri istenir. Ülkeleri Boşluk’tan Merkez’e çekmek kısa ve orta vadede yüksek enerji gerektirecektir ve birçok ülke enerji ithalatına yüksek oranda bağımlıdır. Gelişmekte olan Asya ülkeleri bu durumdadır. Makul şekilde fiyatlandırılmış enerjiye düzenli bir şekilde ulaşamazlarsa, bu ülkelerin çevrelerine zarar vermeden büyümeleri çok zor olacaktır.

5. Altyapı yoksa, kaynak da yoktur. Gelecekteki enerji ihtiyacını karşılamak için gerekli olan tüm elektriği üretmek ve aktarmak için ihtiyaç duyulan ağı ve ana limanlardan geçen petrol ve sıvı doğal gazın aktarımını eklerseniz, bir ekonomiyi kalkındırmak için gerekli olan ilk ve en önemli şeyin enerjinin hareketi olduğu fark edilir.

6. Para yoksa, altyapı da yoktur. Gelişmekte olan ülkeler için diğer bir ihtiyaç sermayedir. Bu konudaki en büyük rol ise yabancı yatırımcılardır. Ancak, yabancı sermaye bir ülkeye girmek konusunda oldukça seçicidir.

7. Kural yoksa, para da yoktur. Yabancı yatırımcılar deniz aşırı ülkelerde yatırım yaparak paralarını riske atmadan önce, hukukun üstünlüğünü, şeffaflığı ve iyi kurumsal yönetimi görmek isterler. Bu nedenle, en güçlü ekonomik kurallara sahip olan ülkeler en fazla doğrudan yatırımı alır.

8. Güvenlik yoksa, kural da yoktur. Hindistan Pakistan’la bir nükleer çatışmanın ardından Silikon Vadisi’nin Hindistan’ın bir operasyon merkezi olma potansiyelini nasıl değerlendireceğini, ya da Çin’in komünist yönetiminin sonunda Tayvan’ı işgal etmeye karar vermesinin yabancı yatırımları nasıl etkileyeceğini öngörmek zor değildir.

9. Levithan (Büyük güç) yoksa, güvenlik de yoktur. Güvenlik kuralları her zaman onun adına kuvvet kullanmaya hazır biri tarafından desteklenmelidir. Tarihte ülkeler bunu kendileri yapmıştır. Şu anda yalnızca ABD potansiyel bir Levithan görünmektedir. Sözünü geçiremeyen Birleşmiş Milletler, zayıf bir Rusya ya da birleşmeye çalışan bir Avrupa bu görevi üstlenemez. Yükselen Çin’den böyle bir şey beklemek ise henüz mümkün değildir.

10. Dünya barışını sağlamak maksadıyla Amerikan hazinesini harcamak başka, Amerikan askerinin kanını dökmek ise başka bir şeydir. Yazara göre; Amerikalılar kendi çocukları dahi olsa eğer iki koşulu sağlıyorsa risk karşıtı değildir. Hedefler iyi belirlenmiş olmalı, Ödenen bedel potansiyel kazanca değer olmalıdır.

Yazara göre; Ortadoğu petrol ve terörizm dışında dünya ekonomisi için önemli olan hiçbir şey ihraç etmemektedir. İran Körfezi Asya’nın büyüyen ekonomik gücünü küresel ekonomiye uydurmak için temel petrol kaynağı olacaktır. Asya’nın Ortadoğu’yla birbirine bağımlı olmasının nedeni Asya’nın Ortadoğu’nun enerji ihracatına; Ortadoğu’nun ise Asya’daki ekonomik büyümeye bağlı olmasıdır. Bu durumda; eğer Ortadoğu’daki istikrarsızlık bu zinciri (ya da buna benzer olan ABD, Avrupa ve Ortadoğu zincirini) altüst ederse Merkez’in ekonomisinin zarar görmesini engellemek için müdahale edilmesi gerekecektir. Bu cepheden bakılınca, küresel terörle savaşın tek sebebinin ABD’nin zenginlik seviyesini korumak olduğu söylenemez.

Asya ülkelerinin bir nesil sonrasında enerji talebini iki katına çıkarması kaçınılmaz olduğuna göre, bu durumu finanse etmek için çok miktarda paraya ihtiyaç duyacağı aşikardır. ABD, Avrupa Birliği ve Japonya (yani dünya nüfusunun yaklaşık sekizde biri) paranın beşte dördünü kontrol etmektedir. Eğer Merkez’e dahil olmak istenirse, açık bir biçimde bu paraya dahil ulaşabilmeniz gerekmektedir. Özellikle Çin gelişimini devam ettirmek istiyorsa, enerji ihtiyacı için Rusya, Orta Asya ve Körfez ülkeleri, para ihtiyacı için ise, Avrupa, Amerika ve Japonya’yla iyi geçinmek zorundadır. Bu durumda, gelecekte savaşabilecek pek de rakip bulamayacaktır.

Küresel anlamda gerçek askeri güce sahip tek ordu ve en güçlü deniz kuvvetleri ABD olduğuna göre (yazarın iddiası), Ortadoğu’nun, ABD tarafından güvenlik ihraç edilmesi neticesinde nasıl yapılandıracağı gelecek yıllarda dünya enerji pazarını da yeniden şekillendirecektir.

Yabancı devletler yıllardan beri ABD’nin borcunu – hem kamu hem de özel sektör – üstleniyorlar. Ama bunu sadece Amerika iyi bir finanssal risk olduğu için yapmıyorlar. Bunu yapmalarının temel nedeni hem Amerika’nın geleceğine hem de geleceğin sunduğu dünyaya ortak olmayı tercih etmeleridir. Böylece Amerika, dünyanın tercih ettiği para birimine sahip olmanın bütün ayrıcalıklarını kullanıyor. Dünya üzerindeki diğer ülkeler dolarda kalmayı sevdiklerinden borcumuzu dünyaya yüklemek bizim için asla zor değil. Gelecekte ise, diğer para birimleri Euro ve diğer bir Asya parasının girmesi ile birlikte ekonomik rakipler çoğalacaktır. Fakat Amerika askeri açıdan yalnız kalmaya devam edecektir.

Yazar ABD’nin terörle savaşında ulaşmayı hayal ettiği standardı da belirtmiştir: “Kısa bir zaman içerisinde, dünyanın öbür tarafında faaliyet gösteren bir insansız hava aracının sekiz ila dokuz dakika içerisinde bir teroristin yerini saptayacağı, onu teşhis edeceği ve etkisiz hale getireceği bir savaş standardına yaklaşacağız – hepsi bir düğmeye dokunmakla olacak.”

Yazar ABD’nin Irak’ta başarılı olması durumunda büyük bir patlama gerçekleşeceğini, asıl hedefin bütün Ortadoğu olduğunu ifade etmektedir. “Büyük Patlama, bu ülkede herhangi bir gelecek yaratmaktan zaten vazgeçmiş olan İran’ın “öfkeli çoğunluğu”nu hedef almaktadır. Onun reform yönündeki ağır hareketine karşı olan sabrımızın bir sonu olduğunu ve Lübnan’da İsrail’e karşı dönen dolaplardan Şam’ı sorumlu tuttuğumuzu kendisine bildirdiğimiz Suriye’deki Beşşar Esad rejimini hedef almaktadır. Kraliyet ailesine; toplumumuza olan bir kenara, tüm bölgeye yaptıkları terörizm “ihracat dampingine” artık gözlerimizi kapamayacağımızı söylediğimiz Suud Krallığı’nı hedef almaktadır. Genel olarak tüm bölgeye, dışarıdaki dünya ile ne kadar geniş bağ kurarsanız sizin yanınızda yer alacağız demektir çünkü Ortadoğu, Merkez’e katılana kadar biz asla Ortadoğu’yu bırakmayacağız.”

Anılan uzun vadeli plan kapsamda; “Orta Asya bir on yıl sonra şimdikinden çok farklı olacaktır çünkü, Amerika oradaki üsleri vasıtasıyla istikrarın garantisi olmaktadır. Bizim güvenlik ihracımız olmasa bu bölge Rusya, Çin, Hindistan, İran ve Türkiye gibi bölgesel güçlerin büyük oyunlarının oynandığı bir alandan başka bir şey olmayacaktır. Yukarıda bahsi geçen ülkelerin hiç birinin bölgesel güvenliği artıracak maddi güçleri yoktur. Onların en iyi beklentileri bölgenin bölünmesidir. Eğer Amerika yıllarca savaş ve izolasyondan başka bir şey görmemiş Irak’ta başarılı bir güvenlik ve bağ oluşturabilirse, İran Körfezi önümüzdeki yıllarda bugünün İran Körfezi’nden çok farklı olacaktır.” “Ben sadece Afganistan ve Irak açısından bakmıyorum olaya, gelecekte yapılacak rejim değişikliklerini de dahil ediyorum çünkü çökerteceğimiz terorist ağların yanı sıra Boşluk’un daralması bazı büyük diktatörlerin yıkılmasını da içerecektir.”

Yazar ABD’nin önümüzdeki dönem için geçerli olan stratejik planlarını açıkça ifade ettiği satırlarda; “Amerika, Güney Batı Asya’da diğer adıyla Orta Asya’da ve İran Körfezi’nde savaşa hazırdır çünkü; bu bölgeden akan enerji küresel bağlantının korunması bakımından önemlidir. Asya’da,Kuzey Kore ile savaşa ve Çin’in Tayvan’a karşı saldırganlığını caydırmaya hazırız. Terörizme karşı küresel savaş nedeni ile Amerika, Afrika içinde her yerde savaşa hazır olmasına rağmen İran Körfezi’ne sadece Irak için değil aynı zamanda İran, Suriye ve Suudi Arabistan’a da kalıcı değişimi getirene kadar kendimizi oralarda fazla göstermek istemiyoruz… Biz Boşluk’un sürekli istikrarsızlığı ile ilgilenirken ve Merkez’in görece sakinliğinden faydalanarak askeri kuvvetlerimizi dünya çapında sürekli olarak nasıl konuşlandıracağımıza karar vereceğiz. Batı Avrupa ve Kuzeydoğu Asya’daki askeri varlığımızı azaltacağız, çünkü hem Rusya’nın hem de Çin’in küreselleşmenin geleceği için bir tehdit oluşturmayacağı netleşmiştir. Bunun yerine, Orta Asya ve Ortadoğu’ya daha iyi bir giriş sağlamak amacıyla Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra iki düzine tesisin eklendiği üslere taşınacağız. İran Körfezi’nde ise Pentagon zaten sessiz sedasız değişiklikler yapıp Suudi Arabistan’daki askeri varlığını neredeyse tamamıyla taşıyarak bu rejime içeriden gelen kutsal topraklarda inanmayanların askerlerine izin verdiği eleştirilerine son verdi.” demektedir.

Son olarak yazar hayalindeki gelecek için atılmasını gerekli gördüğü on adımı açıklamaktadır:

1. Irak’ın küresel ekonomiye bağlantılı, işleyen bir ekonomi haline getirilmesi maksadıyla yeniden yapılandırılması gerekmektedir.

2. Kim Jong-il iktidardan uzaklaştırılmalı ve Kore tekrar birleştirilmelidir.

3. İran’ın molla rejimi 2010 yılından önce bir darbe görecek ve bu yetenekli ve potansiyel ülke Ortadoğu’nun dönüşümünde ve küresel arenada ciddi bir pozisyon alacaktır. Aksi takdirde, terorist gruplara ve El-Kaide’ye desteği sebebiyle İran Amerika için listenin başında olacaktır.

4. Önerilen Amerika Serbest Ticaret Bölgeleri görüşmelerinde önemli ilerlemeler sağlanacak ve bu rüya 2015 yılından önce gerçek olacaktır.

5. Ortadoğu önümüzdeki 20 yıl içerisinde değişecektir. Irak’ın rehabilitasyonu çok önemli bir adım olacaktır. Ancak, daha da önemli bir adım dünyanın petrol kullanımından doğal gaz ve hidrojen kullanımına yönelmesi olacaktır. Tek başına doğal gaza dönüşüm bile bölgenin dış dünya ile bağlantısını artıracaktır.

6. Çin, gelecek jenerasyonun yönetime geçmesi ile birlikte nerdeyse kesin olarak ABD’nin küresel konulardaki diplomatik emsali olacaktır. Çin’in ekonomik olarak göçmesi küresel ekonomi için bir yıkım olacağından Çin’in Dünya Ticaret Organizasyonu’na uyumlu olması sağlanmalıdır.

7. 2020 yılından önce NATO’ya karşı Asya’lı bir rakip çıkacaktır. Pasifik bölgesi ittifakı olan Çin merkezli bir serbest ticaret bölgesi olacak ve Hindistan, Avustralya ve NAFTA’nın tüm üyelerini kapsayacak ve gelecek on yılda hayata geçecektir. Bu ticaret bölgeleri doğu ile batı arasındaki doğrudan yatırım açığını kapatacak ve Hindistan’ın gelişim bakımından Çin’i yakalamasını sağlayacaktır.

8. Asya’dan NATO benzeri bir ittifakın çıkması ileride Merkez’in tümünü kapsayan, gelişen Asya’nın genişleyen NAFTA ve doğuya kayan NATO arasında bağları güçlendirecek bir güvenlik ittifakının ortaya çıkmasına sebep olacaktır.

9. ABD, birliğine gelecek on yıllarda yeni üyeler kabul edecektir ve bu ilk önce batı yarım küreden gelecektir, ancak zamanla dışarıdan da olacaktır. 2050 yılından önce bir düzine daha fazla eyalet sahibi olacaktır.

10. Afrika en sonda geliyor çünkü, Afrika’nın sunabileceği şeyler çok sınırlıdır. Merkez, Ortadoğu’yu sistematik olarak değiştirmek için tüm cephelerde hareket edecek ve acılar içindeki Afrika sırasını bekleyecektir.

“Pentagon’un Yeni Haritası” isimli kitabın;

1. Amerikan silahlı kuvvetlerinin yeniden yapılandırılması maskesi altında Amerika Birleşik Devletleri’nin stratejik üstünlüğünün reklamını yapan, bir yandan küreselleşmenin faydalarını överken, diğer taraftan terörün kaynağı olan (!) Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılmasının gerekliliğini savunan,

2. Stratejik değerlendirmeler açısından bakıldığında; özellikle enerji ve sermaye hareketleri konusunda üzerine ciddi şekilde çalışılan, Çin başta olmak üzere, Asya’nın gelecekte karşılaşacağı sorunlara gerçekçi bir şekilde yaklaşan,

3. Ulusal güvenlik kavramına asimetrik tehdit kavramını kazandıran Amerikan savunma çevrelerinin 11 Eylül saldırıları sonrasında şoka girdiğini iddia eden, terörün geçmişi gibi konulara hiç değinmeksizin, 11 Eylül’ü miat gibi gören,

4. ABD’nin çıkarlarının, küreselleşen dünyanın çıkarları ile aynı çizgide olduğu fikrinden hareketle, dünyadaki Amerikan askeri varlığını bir gereklilik gibi göstermeyi hedefleyen,

5. Özünde Çin ve muhtemel Asya’lı rakiplerin gelişimini yavaşlatmayı veya en azından kontrol almayı hedefleyen küresel stratejiyi ipuçları sunarak ima eden,

6. Ortadoğu’nun sözde yeniden yapılandırılmasını (!) bir taraftan “özgürleştirme harekatı”, diğer taraftan da, “küreselleşmenin teminatı” gibi göstermeye çalışan ustaca kaleme alınmış bir eser olduğu değerlendirilmektedir.

Sonuç olarak; Türkiye’nin de içinde bulunduğu -yazarın tabiri ile- “Boşluk’un doldurulması” planları kapsamında, en azından on yıllık süreç içerisinde, Amerika’nın listesinde Türkiye’nin bulunmamasının ne derece tatmin edici olduğu tartışılır olmakla birlikte, Amerika Birleşik Devletleri’nin ulusal menfaatleri açısından gerekli gördüğü ve çeşitli politik baskılara rağmen askeri güç kullanarak girdiği Ortadoğu’dan, yakın bir gelecekte çıkmayı düşünmediği tartışma götürmez bir gerçektir. Yakın zamana kadar yaşanan uluslar arası gelişmeler dikkatle takip edildiğinde, ABD’nin Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi ile İran, Suriye ve bölge stratejisinin, yazarın ana hatlarını ve ip uçlarını kitabında verdiği stratejiyle neredeyse bire bir örtüştüğü ve hiç de hayal ürünü olmadığı görülecektir.

Buradan Üye Olun Hemen Kazanmaya Başlayın

VN:F [1.8.8_1072]
Rating: 10.0/10 (1 vote cast)
VN:F [1.8.8_1072]
Rating: 0 (from 0 votes)
PENTAGON’UN YENİ HARİTASI10.0101
Bu kitap için şu an yorum yok.
Yanıt ver:




Dil Seçeneği (Language)
Kategoriler En son Yapılan Yorumlar Reklam
Bağlantılar Etiket Bulutu
Copy Protected by Chetan's WP-CopyProtect.