|
KİTABIN ADI |
BÜYÜK SATRANÇ TAHTASI |
|
KİTABIN YAZARI |
ZBIGNIEW BRZEZINSKI |
|
YAYINEVİ VE ADRESİ |
SABAH KİTAPLARI MEDYA PLAZA GÜNEŞLİ / İSTANBUL |
|
BASIM TARİHİ |
1998 |
KİTABIN ÖZETİ
Yirminci yüzyıl sona ererken, Amerika Birleşik Devletleri dünyanın tek süper gücü olarak ortaya çıkmış bulunuyor. Başka hiçbir ulus benzeri bir ekonomik ve askeri güce sahip değil. “Dünyadaki bu istisnai rolünü sürdürmesi için Amerika Birleşik Devletleri’nin küresel stratejisi ne olmalıdır?” sorusu, Brzezınskı’nin Büyük Satranç Tahtası’ında ele alınan temel sorudur.
Amerikan politikasının nihai hedefi, iyi huylu ve uzun vadeli eğilimlerle ve insanlığın temel çıkarlarıyla uyum halinde, ortaklaşa küresel bir topluluk oluşturma hayaline sahip olmalıdır. Fakat bu arada, Avrasya’ya egemen olma ve böylece Amerika’ya meydan okuma yeterliğine sahip bir rakibin ortaya çıkmaması şarttır. Bu nedenle, kapsamlı ve bütünleşmiş bir Avrasya stratejisini biçimlendirmek Amerika’nın hedefidir.
Bu nedenle, Brzezınskı’nin jeostratejik çözümlemesinin nirengi noktası; dünya nüfusu, doğal kaynakları ve ekonomik etkinliği açısından en büyük kıta olan Avrasya’da gücün nasıl kullanılacağıdır. Yazara göre, Avrasya geleceğin “Büyük satranç tahtası” dır. Amerika’nın bu satranç tahtası üzerindeki öncelikli oyuncu olarak görevi, Avrupa, Asya ve Ortadoğu‘daki anlaşmazlıkları, başka herhangi bir rakip süper gücün Amerikan çıkarlarını tehdit edecek biçimde ortaya çıkmasını engellemek üzere yönlendirmektir.
Brzezınskı, Büyük Satranç Tahtası’nda her ne kadar Amerika’nın tek küresel güç olarak çıkarlarının korunmasına rehberlik ediyorsa da, bu kitap Amerikancı bakış açısı dışında da büyük önem taşımakta; değişen küresel dengeler, gelecekte ortaya çıkabilecek gelişmeler, satranç tahtası üzerindeki jeostratejik oyuncuların oyun stilleri ve de özellikle Türk okur için Türkiye’nin bu arenadaki yeri konusunda zihin açıcı bir okuma sunuyor bizlere. Brzezınskı’ye göre Batı ’ya karşı yabancılaştırılmış ve dahil olmak istediği Avrupa’dan dışlanmış bir Türkiye Batı’dan uzaklaşacak, bunun sonucunda da Türkiye NATO’nun genişlemesini veto edebilecek, dahası laik bir Orta Asya’yı dünya ile bütünleştirmekte ve istikrarını sağlamakta Batı’yla daha az iş birliği yapacaktır.
Ünlü strateji uzmanı Zbigniew Brzezınskı, Soğuk Savaş sonrasının Amerikan stratejik çıkarlarını açıklıkla sergileyişi ve tarihsel, coğrafi ve siyasal açılardan yaptığı parlak çözümlemeleriyle bir kez daha büyük bir stratejik zeka olduğunu gösteriyor.
Beş yüz yıl kadar önce, kıtalar siyasal olarak karşılıklı etkileşime başladıklarından bu yana, Avrasya dünya iktidarının merkezi oldu. Yirminci yüzyılın son on yılı, dünya olaylarında büyük bir kaymaya tanıklık etti. Tarihte ilk kez, Avrasyalı olmayan bir ülke, Avrasya güç ilişkilerinde en üstün güç olarak ortaya çıkıyordu.
İşte, küresel olarak üstün bir Amerika’nın, karmaşık Avrasya güç ilişkileriyle nasıl baş edeceği ve özellikle düşman bir Avrasyalı gücün ortaya çıkmasını önleyip önleyemeyeceği sorunu, Büyük Satranç Tahtası’nın ana meselesini oluşturmaktadır. Kitabın amacı, bu nedenle kapsamlı ve bütünleşmiş bir Avrasya stratejisini biçimlendirmektir.
Brzezinski kendi vizyonu içinden stratejik açıdan önemli şu soruları da yanıtlıyor:
- Neden Fransa ve Almanya mihver jeostratejik rollere sahipken İngiltere ve Japonya değildir.
- Neden NATO’nun genişlemesi Rusya’ya, geçmişin hatalarını düzeltme şansını sunmaktadır ve Rusya neden bu fırsatı bir kenara itme lüksüne sahip olamaz.
- Neden Ukrayna ve Azerbaycan’ın kaderi Amerika için önemlidir.
- Çin’i bir tehdit olarak görmek, neden gerçek bir kehanet olacaktır.
- Türkiye Batı için neden önemlidir ve Amerika Türkiye’nin Avrupa’ya dahil edilmesini neden desteklemelidir.
Kitabı önemli kılan asıl özelliği ise Brzezinski ‘nin küresel stratejide Amerika’nın rolünü tanımlarken, satranç tahtasındaki diğer oyuncular konusunda da dikkate değer değerlendirmeler yapmasıdır. Türkiye’de bunlardan birisi.
Sonuç olarak, kısa vade de Avrasya haritasında egemen olan jeopolitik çoğulculuğu sağlamlaştırmak ve süreklileştirmek Amerika’nın çıkarınadır. Bu nihai olarak Amerika’nın üstünlüğüne meydan okumayı isteyebilecek bir düşman koalisyonunun, herhangi bir belirli devletin bunu istemesi uzak olasılığından söz etmeksizin, ortaya çıkmasını önlemek amacıyla manevra ve manipülasyona öncelik tanımaktadır. Orta vadede yukarıda anlatılan, Amerikan liderliğinin dürtüsü ile daha işbirlikçi bir trans-Avrasya güvenlik sisteminin oluşturulmasına yardım edebilecek, giderek daha önemli ve stratejik olarak birbirine uygun ortakların ortaya çıkışının daha fazla vurgulanmasına yol açmalıdır. Sonuçta, daha da uzun vadede bir önceki dönem, içtenlikle paylaşılan siyasal sorumluluğun küresel çekirdeğine geçiş yapabilir.
